|
|||||||||
|
Makale:
BELEDİYE KANUNUNUN 74. MADDESİ UYARINCA YAPILAN
DANIŞTAY İNCELEMESİNİN HUKUKÎ
NİTELİĞİ
Tulez BARUTOĞLU*
Parg.
1.
1580 sayılı Belediye
Kanununun "Hükümsüz bırakılacak maddeler" başlığını taşıyan 74. maddesinde şöyle bir hüküm yer almaktadır.
Parg.
2.
"Adi ve fevkalâde içtimalar haricinde veya vazife ve
salâhiyeti kanuniye hilâfında veya Devlet kanun ve nizamnamelerine mugayir
olarak ittihaz edilen mülhakat meclisi kararları valinin talebi üzerine vilâyet
idare" heyeti tarafından vilâyet merkezi olan mahallerde Dahiliye
Vekâletinin talebi üzerine Devlet Şûrasınca tetkik olunarak tasdik veya iptal
olunur."
Parg.
3.
Görüldüğü gibi belediye meclisinin, resmi toplantıları dışında,
görev ve yetkisine girmeyen
konularda veya mevzuata açıkça aykırı; olarak verdiği kararlar, yerine
göre valinin ya
da İçişleri Bakanlığının istemi üzerine, il idare kurulu veya Danıştay tarafından '
incelenerek onaylanır veya iptal edilir.
Parg.
4.
Danıştay’ın yokluk haline
benzeyen bu hükümsüz
işlemler üzerindeki denetiminin
niteliğini belirleyebilmek için,
öncelikle Danıştay'ın Devlet
örgütü içindeki yerinin
ve niteliğinin ortaya konulması gerekir .
Parg.
5.
l- DANIŞTAYIN TÜRK İDARE
ÖRGÜTÜ İÇİNDEKİ YERİ
Parg.
6.
Devlet yönetimi, yerel
yönetimler, kamu kurumları ve meslek kuruluşları dışında kalıp, başkentte
ve ülke üzerinde
idarî faaliyetler ile
kamu hizmetlerini yerine
getiren tüm kamusal örgütlerdir.
[1]
Parg.
7.
Anayasa “idare” paragrafında, Devlet
yönetiminin ülke üzerindeki bölümlerine ilişkin hükümler koyarken, başkentteki
örgütünden söz etmemektedir. Ancak, bu konudaki ilkelerin Anayasanın “Bakanlar
Kurulu” ve “ekonomik ve mali hükümler” paragrafları ile “yargı” bölümünde yer
aldığı görülmektedir. Duran, bu değişik düzenlemenin nedenini, başkentteki örgütlerin
idarî nitelikleri yanında ve hatta üstünde siyasi ve yargısal organlar olmasına
bağlamaktadır.[2] Yazar 1961
Anayasası hükümlerini göz önünde tutarak çizdiği, Türkiye Cumhuriyeti
idare örgütünün kuramsal şemasında merkezî idarenin başkent örgütüne bağlı "yardımcı kurulları"
arasında Danıştay'ı da göstermektedir.[3] Ayrıca bu "organigramme"ın
Anayasanın I. Cumhuriyet dönemindeki
yönetim örgütünü esaslı bir değişikliğe uğratmadan hemen olduğu gibi
II. Cumhuriyete aktardığına da işaret
etmektedir.
Parg. 8.
1982
Anayasası da bu Örgütlenme
şemasına köklü bir değişiklik
getirmemiştir :
Parg. 9.
Devletin başkent örgütüne bağlı olup "mission"ları
gereği Anayasa ile öngörülüp güvenceye bağlanan Danıştay, Sayıştay, Milli
Güvenlik Kurulu gibi yüksek kurullar, yürütme ve idare işlevleri ile doğrudan
ilgili olmakla birlikte, idare örgütü içinde yer almazlar. Organ niteliği
taşımayan, tüzel kişiliğe de sahip bulunmayan bu yardımcı kurullar, bağımlı
olmayan Devlet örgütleridir.
Parg.
10.
Tecrübeli uzman elemanların birlikte çalışıp, yetkili organ ve
makamlara görüş ve düşüncelerini bildirdiği yardımcı kurulların bir kısmında
siyasilerle teknokratlar bir arada (Milli Güvenlik Kurulu, Devlet Plânlama
Teşkilâtı) diğerlerinde ise yalnızca uzmanlar yer almaktadır (Danıştay, Sayıştay). Kurulların
oluşumundaki bu farklılıklar
işlemlerinin hukuki niteliğini
etkileyip değiştirmez. Bunların
tümü düşünce, danışma, öneri, tavsiye vb. kararlarıdır.
Parg. 11.
Ancak Danıştay ve Sayıştay danışmanlık görevlerinin yanı sıra
denetim yetkilerine de sahip olup, bunların bir bölümünü de yargı yolu ile
kullanmakta, yargısal kararlar almaktadır.
2- DANIŞTAYIN NİTELİĞİ
Parg.
12. 1924'ten beri Danıştay, gerek
Anayasal hükümler gerekse organik yasasında bir mahkeme olarak
nitelendirilmektedir.
Parg. 13.
Danıştay'ın niteliği üzerinde durulurken karşılaşılan ilk sorun,
Danıştay'ın yasaların söylediği gibi bütünü ile bir yargı mercii mî yoksa bir
parçası mahkeme bir parçası "idare" olan bir kuruluş mu olduğudur.
Parg.
14. Özel hukuk kamu hukuku
ayırımının yapılmadığı, tüm yetkilerin tek elde toplandığı imparatorluk
döneminde, çok sınırlı yargı yetkisi kullanan ve daha çok bir danışma organı
olan Danıştay, 1924 Anayasasının yürütme görevine ilişkin üçüncü faslında
düzenlenmiştir. Anayasanın bu hükmü
gereği 6 Aralık 1925 günlü, 669 sayılı Kanunla kurulan Danıştay, bir başkanın
başkanlığında dört daireden oluşmaktaydı. Dairelerden ilk üçü idarî ve
istişari=danışma görevleri yapacak, idari davalara ise dördüncü daire
bakacaktı. Bu gün ise, oniki daireden yalnızca ikisi idarî ve istişarî görev
yapmakta, diğerleri ise idarî davalara bakmaktadır.
Parg.
15. 1961 Anayasasının
hazırlanması sırasında, İstanbul projesi veya tasarısı adını alan Anayasa
tasarısında, 1924 Anayasasındaki Danıştay iki bölüme ayrılmakta ve iki kuruluş
öngörülmekteydi. Tasarının "Devlet Yardımcı Kurulları" başlığını
taşıyan dördüncü bölümünün ilk maddesi olan 122. maddede yalnızca idarî ve
istişarî (danışma) görevlerle donatılmış bir Danıştay yer almıştı. Bu görevlerin arasına yüksek memurlara
ilişkin disiplin cezası vermek, yürürlükteki mevzuatı derleyip toparlamak,
genellikle idarî reformlara ilişkin önerilerde bulunmak gibi önemli bazı işler
de alınmıştı. Yüksek bir idarî ve istişarî (danışma) kurul olan bu kuruma,
Cumhurbaşkanının başkanlık etmesi öngörülmüştü.[4]
Parg.
16. Yargısal görevler bakımından
ise bir "Yüksek İdare Mahkemesi" 1924 Danıştay'ından ayrılıyordu. Bu
mahkeme yargı bölümünde yer alıyordu.
Parg. 17.
İstanbul’daki çalışmalar sürerken Ankara Siyasal Bilgiler
Fakültesi İdarî Bilimler Enstitüsü de bir Anayasa Tasarısı hazırlamaktaydı. Bu
tasarının "Yürütme" bölümünde, "yürütme"ye "Yardımcı
Kuruluşlar"ın başında idarî, istişarî (danışma) ve yargısal görevleri
bulunan bir Danıştay öngörülmekte, "Yargı"ya ayrılan bölümde ise
"İdarî Yargının baş merciinin" Danıştay olduğu belirtilmekte, adli ve
idari yargının görev alanlarının kanunla gösterilmesi öngörülmekteydi. [5]
Parg. 18.
Ancak, Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonu, İstanbul
Tasarısındaki esası benimsememiş, eskiden olduğu gibi idarî istişarî ve
yargısal görevleri bulunan Danıştay'ı kabul etmiş ve ona "Yürütme"
bölümünde yer vermiştir. Buna karşın, Alt Komisyon Danıştay'ın mütalâa verme
görevi ile idari yargı görevini ayırmanın tarihî geleneğe aykırı olacağı, idare
görevlerindeki bütünlük açısından uygun düşmeyeceği ve personel yetiştirme
bakımından daha kötü sonuçlar doğuracağı gerekçesini öne sürmüştür. [6] ,
Parg.
19. Sonuçta Danıştay,1961
Anayasasında "Yüksek Mahkemeler" başlığı altında ve "Yargı"
bölümünde yer almıştır. Bu yer değişikliği Anayasanın redaksiyonuna ve
hükümlerinin düzenlenmesine ilişkin bir konu
olmanın çok ötesinde, 1961 Anayasasının "kuvvetler ayrılığı" ilkesini nasıl anladığının bir göstergesidir. [7]
Parg. 20.
1982 Anayasasında da Danıştay aynı biçimde 1961'de olduğu gibi
"Yargı" bölümünde yer almıştır. Ancak, daha önce Türk idarî yargı
sisteminde yer almayan alt derece idare mahkemeleri kurularak sistem
tamamlanmış olduğundan, bu mahkemelerin kararlarının son inceleme mercii olduğu
belirtilerek Anayasanın 155. maddesinde Danıştay şöyle düzenlenmiştir:
"Danıştay, idarî mahkemelerce verilen kanunun başka bir idari
yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme merciidir. Kanunla
gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak bakar.
Danıştay, davaları görmek, Başbakan ve Bakanlar Kurulunca
gönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarını
ve imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini incelemek, idarî uyuşmazlıkları
çözümlemek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.
..........................................................................................................................................................................................................................”
Parg.
21.
Ancak, 13.8.1999 günlü, 4463 sayılı Yasanın 3. maddesi ile ikinci
fıkrada yapılan değişiklik sonucu Danıştay’ın imtiyaz şartlaşma ve sözleşmeleri
üzerindeki inceleme görevi kaldırılarak, düşünce alınma biçimine
dönüştürülmüştür.
Parg.
22.
Görüldüğü gibi, birinci
fıkrada Danıştay’ın yalnızca
"yargısal görevler"i düzenlendiği halde, ikinci fıkrada idarî
görevler ağırlık kazanmaktadır. Özellikle de "...ve kanunla gösterilen
diğer işler .." anlatımı, yargısal olmayan görevler alanını gereksinimler
doğrultusunda yasa koyucuya açık bırakmaktadır.
Parg.
23.
2575 sayılı Yasa da 1. maddesinde Danıştay'ı "...Türkiye
Cumhuriyeti Anayasası ile görevlendirilmiş Yüksek İdare Mahkemesi, danışma ve
inceleme mercii" olarak tanımlamıştır.
Parg. 24.
O halde Danıştay’ın, Devlet örgütü içinde istişarî (danışma) ve
idarî ve de yargısal olmak üzere iki yönü ve fonksiyonu bulunduğu gibi, bir
mahkeme sıfatı ile de hem yasa ile gösterilen belli davalarda ilk ve son derece
mahkemesi, hem de temyiz mercii olmak üzere iki yönü ve niteliği bulunmaktadır.
Parg.
25.
Faal idare-idarî yargı ayırımının mutlak olarak uygulandığı
Danıştay'da, yargı fonksiyonunun idarî ve istişarî (ki o da nitelik olarak
idarîdir) fonksiyonlarla karıştırılmaması ve bunların birbirini etkilememesi
bakımından yasasında bir takım tedbirlerin yer aldığı görülmektedir. Bunlar
şöyle sıralanabilir:
-
Yasa idarî uyuşmazlık ve davalarda görev ile (m.12), idarî işlere ilişkin
uyuşmazlıklarda görevi (m.13) farklı maddelerinde düzenlemiştir. Oniki daireden
oluşan Danıştay'ın birinci ikinci daireleri ve idarî îşler Kurulu ile Genel
Kurulunun idarî ve istişarî görevleri bulunmakta, diğer daireler ve dava
daireleri kurulları ile içtihatları Birleştirme Kurulu yargı görevi
yapmaktadır.
Hukuk öğrenimini doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yapmamış
üyeler, dava dairelerinde görev alamamakta, dolayısıyla dava daireleri
kurullarına ve İçtihatları Birleştirme Kuruluna katılamamaktadır.
- İdarî daire başkan ve üyelerinin dava daireleri başkan ve
üyeleri ile birlikte oluşturdukları Genel Kurulun hiç bir yargısal yetkisi
bulunmamaktadır, (m.45)
Parg.
26.
Fonksiyonları dışında Danıştay'ın nasıl bir kurum olduğuna
gelince;
Parg.
27.
Anayasanın 155. maddesine göre "Danıştay'ın kuruluşu,
işleyişi, Başkan, Başsavcı, Başkanvekilleri, daire başkanları ile üyelerinin
nitelikleri ve seçim usulleri, idarî yargının özelliği, mahkemelerin
bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla
düzenlenir." 2575 sayılı Danıştay
Yasasında ise Danıştay'ın bağımsız olduğu, (m.2) hükümetle ilgili işlerin
Başbakanlık aracılığı ile yürütüleceği, (m.2) Danıştay'ın genel bütçe içinde
kendi bütçesi ile yönetildiği (m.93) bütçenin ita amirinin kurumun yönetimi ve
temsili ile görevli Danıştay Başkanı olduğu belirtilmektedir. (m.2, m.93).
Parg.
28.
Öte yandan Danıştay'ın tüzelkişiliği de bulunmamaktadır. [8]
Ancak modern idare hukukunda türlü Devlet yetkilerinin kullanılması için
yasanın yetki verdiği emredici (amiriyet) makamların bulunması yeterli
sayılmaktadır. Danıştay'ın kuruluş ve faaliyetlerinde mahkemelerin bağımsızlığı
ve hâkimlik teminatı esasları gözetildiğine ve özel bir bütçeye de sahip
bulunduğuna göre, bu kurumu mutlaka klâsik tiplerden birine sokmak gerekmediği
açıktır.
Parg.
29.
O halde Danıştay, gerek Anayasa gerekse kuruluş yasasına göre bir
yüksek mahkeme ve yasa ile gösterilen belli davalarda da ilk ve son derece
mahkemesi ise de, aynı zamanda yürütme organının ve merkezî idarenin yönetim
işlerinde genel görevli en yüksek danışma ve inceleme merciidir. Bu nitelikleri
ile de kendine özgü (sui generis), özgün bir idarî yargı kurumudur.
Parg.
30.
Danıştay'ın yürütme ve idare ile ilgili yargısal olmayan görevleri
6.1.1982 günlü, 2575 sayılı organik yasasında hem de bazı özel yasalarda
gösterilmiştir. Bu görevlerin yerine getirilmesi amacıyla Danıştay, yüksek
danışma kurulu nitelik ve etkisine göre başlıca üç türlü karar almaktadır.
Bunlar; danışma, inceleme ve idare kararlarıdır.
Parg.
31.
Bu tür kararlara ilişkin öğretideki tanımlama ve açıklamalara kısaca
değinmek, konuyu daha anlaşılabilir bir duruma getirecektir.
a- Danışma Kararları
Parg. 32.
Danışma kararları, yönetsel ve hukuksal konularda aydınlatılması
istenen sorunlara ilişkin görüş ve düşünce (mütalâa) içeren işlemlerdir. [9]
Parg.
33.
Yürütme ve idare mevzuatla öngörülmüş olsun ya da olmasın,
uygulamada karşılaştığı yönetsel ve hukuksal güçlükleri yenmek ve aşmak için,
Danıştay'dan danışma kararı alabilir.
Parg.
34.
Danışma kararları kural olarak, görüş ve düşünce isteyen organ ve
makamı bağlayıcı güçte değildir. Ancak yasa ve tüzüklerle Danıştay'dan mütalâa
alınması öngörülebileceği gibi bunlara uyma zorunluluğu da konulmuş olabilir.
Parg.
35.
Birinci durumda olduğu gibi mevzuatla böyle bir danışma kararı
alınması öngörülmüşse, ilgili organ veya makam bu karara uymak zorunda değilse
de, bunu istemeden işlem yapması onu, "usul" yönünden sakat bir karar
almış duruma düşürür.
Parg. 36.
"Uygun mütalâa" olarak da adlandırılan ikinci durumdaki
danışma kararlarında ise, yürütme ve idare Danıştay'dan hem görüş ve
düşüncesini istemek, hem de karar verirken gelen
mütalâaya uymak sorundadır.
b- İnceleme Kararları
Parg.
37.
"Anayasa ve kanunlarla öngörülen konularda yetkili
organ ve makamlarca alınacak
kararlara ait tasarı
metinlerinin kabulünden önceki son biçimi üzerinde düşünce ve önerileri
içeren işlemlerdir." [10]
Parg.
38.
İnceleme kararları, Yürütme ve idarenin son olarak yapacağı işlemi
oluşturan iradelerden birini içerdiğinden, bunun "yetki" unsuruna
dahil sayılır ve bu noktadan "şekil" ya da "usul" öğesinden
ibaret bulunan danışma kararından ayrılır. Ancak yetkili organ veya makam
Danıştay'ın inceleme kararını aynen benimsemek zorunda değildir. Söz konusu
işlemi tasarı veya taslak metnindeki gibi kabul edebileceği gibi yapmaktan da
vazgeçebilir. Bu bakımdan inceleme kararları idare kararlarına benzemeyip,
uygun mütalâa işlemlerine yaklaşır. [11]
Parg.
39.
Danıştay'ın inceleme kararlarına örnek olarak, Anayasanın 155.
maddesi uyarınca tüzük tasarıları üzerindeki incelemesi gösterilebilir.
c) İdare Kararları
Parg.
40.
İdare kararları yasalarla öngörülen kimi işlemlerin, yetkili organ
ve makamlarca aynen benimsenip uygulamaya konmak üzere oluşumunu sağlayan
iradelerdir. [12] Bunların
örneklerine il özel idareleri ile Belediyelerin organik yasalarında rastlanır. [13]
Parg.
41.
Danıştay bu ve benzeri konularda, bir yönetim organı imişçesine
idarî kararlar alır. Ancak yetkili ve sorumlu aktif bir merci olmadığından
bunları kendisi uygulamaya koyamaz, ilgili makamlar benimseyip yürütürler fakat
bunu yapmaktan kaçmamaklar. Böylece söz konusu idare kararları, asıl
görevlilerin iradesi haline gelir ve bundan çıkabilecek uyuşmazlıklarda,
yetkili organlar husumeti kabul
etmek durumundadır. [14]
Parg. 42.
Duran'a göre bu yöntem, yetki-sorumluluk dengesi kuralına pek
uygun düşmemektedir. Ancak, bu tür idare kararları, özerk idare ve kurumlar
üzerindeki merkezî denetimin güvenceli biçimde yapılmasını amaçladığı için,
Devletin bir öğesi konumundaki Danıştay'ın iradesi ile oluşmakla asıl
niteliğinden uzaklaşmış sayılmaz. Kaldı ki, tüm ilgililer bu tür idare
kararlarına karşı Danıştay'da dava açabilir ve yargı denetiminden yararlanabilirler.
[15]
3- BELEDİYE KANUNUNUN 74. MADDESİ
UYARINCA YAPILACAK
İNCELEMENİN HUKUKÎ NİTELİĞİ
Parg.
43.
Belediye meclislerinin hükümsüz sayılan işlemlerine ilişkin 1580
sayılı Belediye Kanunu'nun 74. maddesi uyarınca Danıştay'a yapılan başvuruyu ve
bu itiraz üzerine Danıştay'ın yetkisinin niteliğini, yukarıdaki açıklamalar
doğrultusunda yorumlamak gerekir.
Parg.
44.
Kuşkusuz burada ilk sorun, 1580 sayılı Yasanın 74. maddesi
Kuralının nasıl bir denetim öngördüğüdür. Bir başka anlatımla, bu madde
uyarınca yapılan Danıştay denetiminin yargısal mı yoksa idarî bir denetim mi
olduğunun açıklığa kavuşturulmasıdır.
Parg.
45.
1580 sayılı Yasanın 74. maddesine göre; belediye meclisinin resmi
toplantıları dışında, görev ve yetkisine girmeyen konularda veya mevzuata
açıkça ve ağır biçimde aykırı olarak verdiği kararlar, ilce belediyesinden
çıkmışsa valinin itirazı üzerine il idare kurulunca, il belediye meclisinden
çıkmışsa içişleri Bakanlığının itirazı üzerine Danıştay'ca incelenerek
onaylanır veya iptal edilir.
Parg.
46.
Belediye Yasasının bu maddesi uyarınca belediye meclislerinin
hükümsüz işlemleri üzerinde il idare kurulu veya Danıştay'ca yapılması
öngörülen denetimin idarî bir denetim olduğu açıktır. Çünkü, Danıştay burada
Anayasa ve 2575 sayılı yasa ile kendisine verilen Danışma ve inceleme mercii
fonksiyonunu yerine getirmekte, "bir idare organı veya makamı" imişcesine idarî bir karar almaktadır.
Parg.
47.
74. maddede kullanılan "tasdik ve iptal" sözcükleri
Belediye Yasası ile öngörülen denetimin bir yönetsel denetim-idarî vesayet
olduğunu göstermektedir. Bilindiği gibi idari vesayet; yasal düzenlemelerin
konum ve işlevsel "merkez" olarak belirlediği tüzel kişilik ile
merkez dışı tüzelkişilik arasında geçen bir ilişki olup, merkezin yasa ile
merkez dışı idarelerin işlem ve kararlarının uygulanabilirliği konusunda onay
ya da onayı reddetme, yürürlüğe girmiş işlemlerin yürütülmesini durdurabilme,
bazen bunları bozabilme ve çok istisnai durumlarda da yerine geçerek işlem
yapabilme yetkisidir. [16]
Parg.
48.
Belirtmek gerekir ki 74. maddeye göre Danıştay'a yapılan itiraz
yargısal bir başvuru veya dava olmayıp, idari nitelikte bir başvurudur.
Dolambaçlı yoldan idarî denetimi (vesayeti) harekete geçirme ve idarî denetimi
gerçekleştirme sonucunu doğurmaktadır. 74. maddede belediye meclisi
kararlarının "iptali veya tasdiki" öngörüldüğüne göre, Danıştay'ın bu
başvuru sonucunda vereceği karar bozma (iptal) olabileceği gibi onay (tasdik)
da olabilir. Orsa, Yargısal bir inceleme sonucunda üst merciin onaylamasından
söz edebilmek için, önceki kararın da alt derece mahkemesi tarafından verilmesi
, yani yargısal nitelikte bulunması gerekir. Yalnızca bu saptama bile,
Danıştay'ca yapılacak denetimin yönetsel bir denetim yani idari vesayet
olduğunu göstermeye yeter. Kaldı ki "tasdik ve iptal" kavramları
idarî (denetimin) vesayetin öğeleri olup, bu sözcüklerin bir arada kullanılması
da bu gerçeği ortaya koymaktadır, Görülüyor ki 74. maddedeki "iptal"
sözcüğü, idarî bir dava olan iptal davası sonucundaki "iptal"den
farklı bir anlam taşımaktadır.
Parg.
49.
Öte yandan, anılan maddede Danıştay'ın yanı sıra il idare Kuruluna
da bu görevin verilmesi, yapılan denetimin idarî vesayet olduğu görüşünü
pekiştirmektedir. Çünkü "idarî vesayet" yetkisi ancak idarî makamlar
veya idare mahkemeleri tarafından kullanılır ki bizde yalnızca Danıştay'ın böyle
bir yetkisi vardır. [17]
Parg. 50.
Eklemek gerekir ki, içişleri Bakanlığınca 74. maddeye göre yapılan
başvuruyu karara bağlama görevinin, Danıştay Kanunu'nun 42. maddesinin (1)
bendi gereğince bir idarî daire olan Birinci Daireye verilmesi de,
başvurunun ve bunun sonucundaki
denetimin idarî bir denetim olduğunu kuşkuya yer
bırakmayacak biçimde ortaya koymaktadır.
Parg.
51.
Nitekim Onar, yerinden yönetim idarelerinin onaya bağlı olmayan
kimi kararlarının idari vesayet mercii tarafından, kendiliğinden iptal
edilemeyeceğini, bunun iptalinin yasa ile yetkili kılınmış bir kuruldan
istenebileceğini belirtmekte, buna örnek olarak da 1530 sayılı yasanın 74.
maddesindeki hükmü göstermektedir. Ayrıca, bu başvurunun yargısal usuller
uygulanmaksızın yapılacağına da işaret etmektedir. [18]
Parg.
52.
74. madde uyarınca Danıştay'a yapılan başvuru idari nitelikte bir
başvuru olup, dolambaçlı yoldan idari vesayeti (denetimi) harekete geçirmekte
ve bunu gerçekleştirmektedir. Çünkü bu denetim tek başına mülki amir tarafından
ve kendiliğinden (re'sen) yapılmamakta, onun aracılığı ile, istem üzerine birer
merkez kuruluşu olan il idare kurulu veya Danıştay tarafından tamamen hukuksal
düşüncelerle yapılmaktadır.
Parg.
53.
Bu ve benzeri düzenlemeler, yasa koyucunun belediye meclisi
kararlarından hiçbirinin idarî denetim (vesayet) dışında kalmamasını ve hukuka
aykırılıkların merkezî yönetim makam veya kurullarında başlangıçta önlenmesini
amaçladığını göstermektedir. [19]
Parg.
54.
halde, Belediye Kanununun 74. maddesi kuralının idarî bir denetim
(vesayet) öngördüğü, bunun sonucunda Danıştay'ca verilen kararın da idari bir
karar olduğu açıktır.
Parg.
55.
Böyle olunca, 74. madde uyarınca yapılan başvuru sonucunda ister
idare kurulu ister Danıştay tarafından verilmiş olsun, bu karar üzerine tesis
edilen işleme karşı Danıştay dava dairelerinde açılacak dava temyiz başvurusu
olmayıp, yönetsel bir dava olan iptal davasıdır. Danıştay Kanunu'nun "İlk
Derece Mahkemesi Olarak Danıştayda Görülecek Davalar" başlığını taşıyan
24. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinde bu konu düzenlenmiştir. Buna göre, "Danıştay
idarî dairelerince veya idarî işler Kurulunca verilen kararlar üzerine
uygulanan eylem ve işlemlere" ilk derece mahkemesi olarak Danıştay'da
bakılır. Kuşku yok ki bunlar arasında, 1580 sayılı yasanın 74. maddesine göre
yapılan başvurular üzerine, Danıştay idarî Dairesinden verilen kararlar
sonucunda ortaya çıkan işlemler de bulunmaktadır.
Parg.
56.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi Danıştay Altıncı Dairesinin 1580 sayılı
yasanın 74. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı savı ile yaptığı başvuru sonucunda
verdiği kararda, aynı görüşlerle istemi reddetmiştir.
Parg.
57.
Danıştay Altıncı Dairesinin başvurusuna konu olayda, Adana
Büyükşehir Belediye Meclisinin uygulama imar plânı değişikliğine ilişkin bir
kararı üzerine, 1580 sayılı yasanın 74. maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığınca
Danıştay'a başvurulmuştur. Danıştay Birinci Dairesi, 19.11.1991 günlü,
E.1991/205, K,1991/397 sayılı kararı ile Adana Büyükşehir Belediye Meclisi
kararını, yetki dışı alınmış olduğu gerekçesi ile iptal etmiştir.
Parg.
58.
İçişleri
Bakanlığınca Danıştay kararı
gereğinin yerine
getirilmesinin ilgili belediyeye bildirilmesi üzerine, belediyece
plânın iptaline karar verilmiş, bu işlemin iptali istemi ile Danıştay'a dava açılmıştır.
Parg.
59.
Davaya bakmakta olan Danıştay Altıncı Dairesi, Danıştay Kanunu'nun
42. maddesi ile Danıştay Birinci Dairesine verilen görevlerin Anayasa'nın 155.
maddesindeki "..... Kanunla gösterilen diğer işler..."i kapsadığı,
söz konusu görevlerin yargısal nitelik taşımayıp yönetsel oldukları, ancak
Birinci Dairece 1580 sayılı Yasanın 74. maddesi uyarınca verilmiş uygulama imar
plânı değişikliğine ilişkin iptal kararının, artık yargısal bir nitelik
kazanması nedeniyle iptal davasına konu edilemeyeceği, anılan Dairenin yargısal
karar verme yetkisi bulunmamasına karşın yargı yolunu kapattığı sonucuna varmıştır.
Bu nedenle de Anayasanın 125. maddesine aykırılık oluşturduğu savına dayanarak
söz konusu 74. maddedeki "... Devlet Şurasınca tetkik olunarak...»
ifadesinden sonra gelen "...tasdik veya iptal olunur." sözcüklerinin
iptali istemi ile Anayasa Mahkemesi'ne başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi
ise 21.12.1993 günlü E:1993/27, K:1993/57 sayılı kararında aynen şöyle
demiştir:
"74. madde uyarınca belediye meclislerinin işlemleri üzerinde il idare kurulu ya da Danıştay'ca yapılması öngörülen denetim, bir idarî vesayettir. Danıştay burada Anayasa ve 2575 sayılı Yasa'yla kendisine verilen danışma ve inceleme işlevini yerine getirmekte, bir yönetim organı imişcesine yönetsel bir karar almaktadır. Çünkü bu itiraz, yargısal bir başvuru ya da dava olmayıp, yönetsel bir başvurudur.
.......................................................................................................................................................................................................................
İdarî
vesayet sonucu Danıştay Birinci Dairesi'nce verilen bu kararlar üzerine
uygulanan eylem ve işlemlere karşı Danıştay dava dairelerine yapılan başvuru
bir temyiz başvurusu olmayıp, uygulanan eylem ve işleme yönelik bir iptal
davasıdır.
Bu
durumda, itiraz yoluna başvuran Danıştay Altıncı Dairesi'nin önünde görüp,
çözümleyeceği bir iptal davasının bulunduğu açıktır.
Bu nedenle
1580 sayılı Belediye
Yasası'nın 74. maddesi, bu
davada uygulanacak kural olmadığından Danıştay Altıncı Dairesi'nin bu maddeye yönelik iptal başvurusunun
reddi gerekmektedir." [20]
* Hakim, Anayasa Mahkemesi Raportörü
[1] Lütfi Duran, İdare Hukuku Ders Notları, İstanbul, Fakülteler Matbaası, 1982, s. 79
[2] Lütfi Duran,a.g.e., loc. cit.
[3] Duran, a.g.e., s. 73 - 75
[4] Kâzım Öztürk, Anayasa, C. I., s. 58
[5] Öztürk, a.g.e., s. 379 - 381
[6] Öztürk, a.g.e., s. 486 - 487
[7] Mukbil Özyörük, İdare Hukuku Ders Notları, Ankara, 1977, s. 59
[8] Duran, a.g.e., s. 103, Özyörük, a.g.e., s. 84
[9] Duran, a.g.e., s. 105
[10] Duran, a.g.e., s. 106 - 107
[11] Duran, a.g.e., s. 107
[12] Duran, a.g.e., s. 107 - 108
[13] Bkz. 1580 sayılı Belediye Kanunu m. 7, m. 73 ve İl Özel İdaresi m. 135
[14] Duran, a.g.e., s. 108 - 109
[15] Duran, a.g.e., s. 108 - 109
[16] İl Han Özay, “Devlet İdari Rejim ve Yargısal Korunma, İstanbul, 1986, s. 91., Ayrıca daha fazla bilgi için bkz. S. S. Onar, İdare Hukukunun Umumi Esasları, İstanbul, 1960, C. I, s. 498 vd.
[17] Bkz. Anayasa m. 155.
[18] Onar, a.g.e., s. 507
[19] Lütfi Duran, Mahkeme İçtihatları Kroniği (Oral Kararı) 33, İÜHF Mecmuası, ayrı baskı 6, (1987), s. 319 vd.
[20] Bkz. AMK, 21.12.1993 günlü, E: 1993/27, K: 1993/57, 10.5.1994 günlü, 21930 sayılı R.G.