|
|||||||||
|
ALMAN FEDERAL MAHKEMESİNİN (BGH) TAHKİME İLİŞKİN
15.7.1999 TARİHLİ- III 2B 21/98
SAYILI KARARI*
Çev.
Yrd.Doç.Dr.Yavuz KAPLAN**
(OLG Oldenburg)
Federal Mahkeme tarafından yapılan
yargılamada,
ZPO § 561, 1063/II, 1065/II, 2
dikkate alınmıştır.
Dava Konusu:
Parg. 1.
a. ZPO’nun 1062/I, 2 ve 4. bentleri çerçevesinde,
Eyalet Yüksek Mahkemesi (OLG) tarafından verilen kararlara karşı, Federal
Mahkemede (BGH) itiraz yoluna gidilebileceği belirtilen hallerde, esas olarak
hukukî hükmün verilmesi için gerekli olan maddî delil ve tespitlerin
belirtilmesi zorunludur.
Parg. 2.
b. Hukukî
itirazın yapılacağı makam olan Federal Mahkemenin denetim yetkisi, yeni tahkim
yargılaması düzenlemesine göre belirlenecektir.
Parg. 3.
c. Sözlü
duruşmanın lüzumuna, yeni tahkim yargılaması düzenlemesine göre karar
verilecektir.
Olay:
Parg. 4.
Taraflar, aralarında 1997 yılında yapılan işbirliği ve
satım sözleşmesi ile kurulmuş olan akdî ilişkinin, değişikliğe uğramadan
mevcudiyetini devam ettirdiğinin ve o sözleşmeden kaynaklanan belirli
ödemelerin davacılara ileri sürülmesine davalı tarafından neden olunduğunun
tespit edilmesine ilişkin hakem kararının icra edilebilirliği konusunda
anlaşmazlığa düşmüşlerdir. Buna ilişkin yargılama, 22.12.1997 tarihli ve
ZPO’nun 10.kitabında yer alan yeni yasal düzenlemeler çerçevesinde yapılacaktır
(BGBl. I, 3224). Davacılar Eyalet Yüksek
Mahkemesinden hakem kararının icra edilebilirliğine (Vollstreckbarerklärung) karar verilmesini istemişler; davalı ise,
bu talebin reddi ile hakem kararının iptalini talep etmiştir. Eyalet Yüksek
Mahkemesi, hakem kararının icra edilebilirliği yönünde karar vermiştir. Böylece
davalının itirazı sonuçsuz kalmıştır.
Şu Sebeplerden Dolayı:
Parg. 5.
a. Olay hakkında ağırlık teşkil eden noktalara ilişkin
olmayan usul itirazı, sonuç hakkında etkili olma bakımından yeterli değildir.
ZPO’nun 1065/II. maddesi aynı Kanun’un 561.maddesine atıf yapmaktadır. Bu
hükmün olaya tatbiki ise, Federal Mahkemenin, Eyalet Yüksek Mahkemesinin olaya
ilişkin tespitleri ile bağlı olmasını gerektirir (karş. BT Drucks[2]
13/5274, 66). Bunun anlamı, ZPO’nun 1062/I.maddesinin 2 ve 4. bentleri
çerçevesinde, iptal isteminin Federal Mahkemede görüleceği olaylarda, esas
olarak hukukî kararın verilmesi için lüzumlu olan olaya ilişkin tespit ve
delillerle birlikte talepte bulunulması gereğidir. Ancak, bundan, zorunlu
olarak, olaya ilişkin tespit ve değerlendirmelerin daima belirli bir şekle
uygun olarak ve sadece karara ilişkin hukukî gerekçeler çerçevesinde yapılması
gerektiği anlamı çıkarılmamalıdır. Bundan daha ziyade, buna ilişkin talebin,
olay ve uyuşmazlık konusunu ve kararın verilmesine dayanak oluşturan hukukî
yönleri vurgulayacak nitelikte olması ve olaya bakan mahkeme (OLG)
uygulamasının ne şekilde cereyan ettiğinin açıkça anlaşılabilmesine elverişli
olması yeterli kabul edilmelidir. Anlaşılması açık olaylarda, bir hakem
kararına ilişkin olarak, hukukî değerlendirme için ölçüt olacak tespit ve
kriterler dikkate alınabilir. Burada da öyle olmuştur.
Parg. 6.
b. ZPO’nun 1059/II.maddesinin 2b. bendinde yer alan ve
yetkili makam tarafından dikkate alınacak olan iptal nedeni (kamu düzenine
aykırılık) burada söz konusu değildir. Karara itiraz, davalı tarafından aynı
zamanda kamu düzenine aykırılık nedenine de dayandırılmıştır. Zira, satım
sözleşmesinin içeriğinde yalnızca davacı satıcı olarak yer almasına rağmen,
hakem mahkemesinin davalıyı her iki davacıya birden ödeme yapmakla yükümlü
kıldığı belirtilmiştir. Halbuki, bu durum, sadece sözleşmenin yorumu ile ilgili
olup; hakem kararının içerik olarak maddî denetiminin resmî mahkemede yapılması
yasaktır (karş. BT Drucks 13/5274, 58, 59). Hakem mahkemesinin sözleşme
çerçevesinde yaptığı yorum yanlış olsa bile, varılan sonucun kamu düzeni
bakımından aykırılık oluşturduğundan söz edilemez.
Parg. 7.
Hukukî itirazda yukarıda belirtilen sebep dışında,
hakem mahkemesinin görevini yaparken bir usul ihlâli yaptığına ilişkin herhangi
bir kayıt yoktur. Böyle bir itirazda bulunulduğu hakkında, hakem kararına da
herhangi bir kayıt koydurulmamıştır. Bu konudaki şüphe ve tereddütlerin hangi
ölçüde ZPO’nun 1059/II maddesinin 1. bendinde yer alan iptal sebeplerinden
sayılıp sayılmayacağı; özellikle, c ve d alt bentlerine istinat ettirilip
ettirilemeyeceği söz konusu hukukî itiraz aşamasında kontrol edilemez. Federal Mahkeme’nin
denetim yetkisi, iptali istenen kararın, devletin taraf olduğu bir
milletlerarası sözleşmenin veya başka bir yasal düzenlemenin ihlâline istinat
edip etmediğinin kontrolü ile sınırlıdır (ZPO m.1065/II). Eyalet Yüksek
Mahkemesi tarafından yapılan bir yasa ihlâli, ancak, (ZPO m.1059 çerçevesinde)
öngörülen iptal nedenlerinden birinin, onun tarafından dikkate alınmaması
halinde söz konusu olabilir. Olayda ise, böyle bir durum söz konusu değildir.
ZPO’nun 1059/II.maddesinin 1.bendinde yer alan iptal nedenleri, 2.bentte yer
alan iptal nedenlerinden farklı olarak, ancak, hakem kararının iptalini isteyen
tarafça gerekçeli olarak ileri sürülmesi
halinde dikkate alınacaktır. Bu nedenle, yalnızca ilgili iptal nedenlerinin
objektif olarak ileri sürülmesi yeterli olmayıp, aynı zamanda bu talebin
mahkeme tarafından hakem kararının kontrolüne elverecek şekilde gerekçeli olarak ileri sürülmesi lüzumu
söz konusudur. Davalı ön merciide (OLG), iptal talebini henüz şimdi (BGH
aşamasında) ileri sürdüğü nedenlerle desteklememiştir. Halbuki, hakem
kararının, Eyalet Yüksek Mahkemesi tarafından uygun şekilde denetime tâbi
tutulmasında hukukî bir sakınca yoktur. Davalının artık bu aşamadan sonra, ilk
olarak hukukî itiraz aşamasında (yani Federal Mahkeme karşısında) bu iptal nedenlerini
ileri sürmesi kabul edilemez.
Parg. 8.
c) ZPO’nun 1063. maddesine göre, Eyalet Yüksek
Mahkemesi sözlü duruşma yapmak zorunda değildir. Gerçi söz konusu
1063/II.maddede belirtilen hallerden ilkine göre, hakem kararının iptali talep
ediliyorsa, mahkeme sözlü duruşma yapmak zorundadır. Böylece ZPO’nun
1059.maddesine göre, şeklî bir iptal usulü düşünülmüştür (BT Drucks 13/5274,
64, 65). Burada ise, bu durum söz konusu değildir. Burada söz konusu olan
davalının iptal dilekçesi, daha çok, davacının hakem kararının icra
edilebilirliğini talep etmesi üzerine verilmiş, sözde bir karşı beyan
niteliğindedir. ZPO’nun 1063/II.maddesine göre, icra edilebilirlik aşamasında
sözlü duruşmanın yapılmasını gerekli kılan ikinci ihtimal ise, ZPO’nun
1059/II.maddesi çerçevesinde iptali gerekli kılan hallerden birinin varlığıdır.
Bu noktada, hakem kararının tanınması ve tenfizinin Alman kamu düzenine (ordre public) aykırı olmadığı açıktır.
ZPO’nun 1059/II.maddesinin 1.bendinde yer alan iptal nedenleri, ZPO’nun
1063/II.maddesi çerçevesinde, ancak, gerekçeli olarak ileri sürülmeleri halinde
dikkate alınabilir. Bu iptal nedenlerine dayalı talepler de, keza belirtilen
nedenlerden dolayı reddedilebilir.
* Kararın orijinal almanca metni için bkz. MDR (Monatsschrift für Deutsches Recht) 1999, 1281.
** Atatürk Üniversitesi Erzincan Hukuk Fakültesi Devletler Özel Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi.
[1] Alman Medenî Usul Kanunu (ZPO)’nun, tahkim yargılamasını düzenleyen onuncu kitabı, 22.12.1997 tarihli ve 1.1.1998 tarihinden itibaren yürürlüğe giren Kanun ile tamamen değiştirilmiştir. Tahkime ilişkin hükümler, değişiklikten sonra, ZPO’nun 1025-1066.m’leri arasında yer almıştır. Onuncu kitabın önsözünde de yer aldığı gibi, yeni düzenleme, Birleşmiş Milletler Ticaret Hukuku Komisyonu’nun (UNCITRAL), 11.12.1985 tarihinde yaptığı toplantıda, üye devletlere tavsiye niteliğinde çıkardığı, UNCITRAL Model Yasası’nın neredeyse tamamen iç hukuka aktarılmasından ibarettir. Bu tarihten yaklaşık üç buçuk yıl sonra, Türkiye’de 4686 sayılı ve 21.6.2001 kabul tarihli “Milletlerarası Tahkim Kanunu” kabul edilmiştir (RG.5.7.2001-24453). Bu Kanun da, neredeyse tamamen UNCITRAL Model Yasası’na uygun olarak çıkarılmıştır. Bu nedenle, aynı modeli kendi iç hukuk sistemine aktaran devletlerden biri olan Türkiye açısından, bu modeli kendisinden üç buçuk yıl önce uygulamaya geçiren Alman hukukunun ve uygulayıcısının tatbikatı ve tecrübesi önem arz etmektedir. Bu nedenle, Alman Federal Mahkeme Kararları’nın Türk hukuku açısından da dikkate değer olduğunu düşünmekteyiz: Türk hukukunda tahkime ilişkin yeni gelişmeler için bkz. KAPLAN, Y.: Milletlerarası Tahkimde Usule Aykırılık, Seçkin Yayınevi, Ankara 2002, s.200-209.
[2] BT-Drucks: Bundestagsdrucksache.