Guncelleme : 31.01.2017 20:16:01
 
 
 
 
Ana Sayfa Dergi Hakkında Yayın İlkeleri iletişim
 
 
Arama
Aramak için:
Site icinde Ara
Internette Ara


Site Icerigi
Makale
Çeviri
Belge
Karar Çevirisi
Kitap İncelemesi
Uluslararasi Sözlesmeler
Mahkeme Kararı
Kanun Tasarısı
Anayasa Mahkemesine İptal Başvurusu
Mevzuat
Yönetmelik Taslağı
Yönetmelik Değişikliği
E-Kitap

E-Akademi de"Makale" kategorisinde
55 sayfada Toplam 272 yazi bulundu.

Makaleler / Articles / Aufsätze / Articles
  İSLÂM HUKUK TARİHİNDE FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER MESELESİ (KASÂME MÜESSESESİ)

Günümüzde faili meçhul cinayetlerin çözümü ve suçlunun ortaya çıkarılması için klasik yöntemler yanında kriminoloji, kriminalistik, adli tıp, bilirkişi ve sorgu taktikleri gibi bilimsel tekniker kullanılırken; İslâm hukuk tarihinde bu cinayetlerin tespiti ve mağdurun zararının telafisi için kasâme metodu uygulanmaktaydı. İslâm ceza yargılaması hukukunda delile dayalı ispat, merkezi bir öneme sahiptir. Bu ispat hukukunun delillerinin başında ise o günün şartlarında şahitlik ve/veya suçlunun itirafı gelmekteydi. Keza bu ispatın açık ve mümkün olduğunca “şüpheden uzak”


bir delile dayanması da gerekmektedir. Şâhidin ve suç itirafının bulunmadığı durumlarda hakların zayi olmaması ve suçların önlenmesi için suç karinelerinden hareketle “kasâme yöntemi” uygulanmıştır.


İslâm hukuk tarihinde fâili meçhul cinayetlerin ortaya çıkarılmasında takip edilen ispat ve ceza yöntemlerinin neler olduğu hep merak konusu olmuştur. İslâm hukuk tarihinde, İslâm ceza muhâkemesi hukukunca kabul edilen özel bir müessese olan kasâme; faili meçhul cinayetlerin ortaya çıkarılmasında izlenen bir yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır. İslâm hukuk tarihindeki “kasâme müessesesi” nedir? Bu makalede, İslâm hukuk tarihi açısından faili meçhul cinayetlerin ortaya çıkarılmasında kasâmenin (faili meçhul cinayetlere) uygulanması, bu konudaki tartışmalar,


kasâmenin sorumluluk ve sosyal güvenlik hukukuyla ilgisi, bu alandaki boşlukları doldurmasındaki rolü konuları ele alınmıştır.

Yazan : Hadi SAĞLAM
Bu yazı dergimizin 108. sayisinda (ŞUBAT 2011) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 1731 kez okunmustur.

  ALAN YÖNETİMİNİN HUKUKİ BOYUTU

Kültür ve Tabiat Varlıklarının Korunması Mevzuatına yeni giren alan yönetimi kavramı; teşkilatlanması, kavramsal boyutu, içeriğinin belirlenmesi, idari yapılanmasının görev ve yetki boyutu, alan yönetimi uygulamalarının ve planlamasının nasıl gerçekleştirileceği ve benzeri pek çok noktada belirsizlikler içermektedir. Belirsizliklerin zaman içerisinde uygulanmayla giderilebileceğine dair ülkemiz kültüründe genel bir inanış bulunmakla birlikte, bir Hukuk Devletinde konunun esasına ilişkin noktaların uygulamayla şekilleneceği yönünde bir yaklaşım kabul edilemez. Özellikle alan yönetimi noktasında kullanılacak idari yetkilerin önemli ve öncelikli bir hak olan mülkiyet hakkı üzerinde doğrudan etkili olması nedeniyle, gerçekleştirilecek alan yönetiminin görev ve yetkilerinin yasallığında bir duraksama olmamalıdır.
Bu tespitten sonra konunun hukuki değerlendirilmesinde öne çıkan nokta, alan yönetimi uygulamasına ilişkin düzenlemelerin idare hukukunun temel ilke ve kurallarına uygun olarak düzenlenmesi gereğidir. Bu gereklilik doğrultusunda konunun pozitif hukuk kurallarına bağlanmasında hak ve özgürlüklerin güvencesi bakımından zorunluluk bulunmaktadır.

Yazan : Nusret İlker Çolak
Bu yazı dergimizin 108. sayisinda (ŞUBAT 2011) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 959 kez okunmustur.

  YENİ KAMU YÖNETİMİ VE YÖNETİŞİM PERSPEKTİFİNDEN AVRUPA BİRLİĞİ’NDE SOSYAL POLİTİKA

Son yıllarda kamu yönetimi anlayışı yerini “yeni kamu işletmeciliği”ne bırakırken, “yönetim” de “yönetişim”le ikame edilmektedir. Yeni kamu yönetimi ve yönetişim içinde sosyal aktörlerin üstlendiği rol zayıflamış, etkileri azalmıştır. Hükümetler de sosyal politikaya daha az önem vermeye başlamışlardır. Avrupa Birliği’nde hemen her konunun en ince ayrıntısıyla ele alındığı kapsamlı bir müktesebat varken, aslında parasal birlikten ayrı düşünülemeyecek olan istihdam, yoksulluk, sigorta gibi konuları içeren sosyal politikanın, bağlayıcılığı olmayan “yumuşak kanun”un alanına bırakılması, gelecekte kıtanın toplumsal dokusunda hasara yol açabilir.

Yazan : Fatih DEMİR-Şadan ÇALIŞKAN
Bu yazı dergimizin 108. sayisinda (ŞUBAT 2011) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 1062 kez okunmustur.

  1858 OSMANLI CEZA KANUNUNUN KAYNAĞI ÜZERİNDEKİ TARTIŞMALAR VE BU KANUNA AİT BİR TASLAK METNİNİN BİR KISMIYLA İLGİLİ DEĞERLENDİRMELER

Tanzimat dönemine kadar İslam hukukunun etkisi altında bulunan Osmanlı hukuku, Tanzimat’tan sonra birçok alanda olduğu gibi hukuk alanında da batıdan etkilenmiş ve önemli değişiklikler yaşamıştır. Bu dönemde geleneksel şer’iye mahkemelerinin yanında nizamiye mahkemeleri adıyla batılı tarz yeni mahkemeler açılmış, buralarda uygulanmak üzere batılı hukuk sistematiğine uygun şekilde düzenlemeler yapılması yoluna gidilmiş ve önemli kanunlar çıkarılmıştır.

Tanzimat sonrası Osmanlı kanunlaştırma çalışmalarını, kaynakları bakımından üçlü bir tasnife tabi tutmak mümkündür: dini/milli kanunlar, iktibas edilen kanunlar, karma nitelikli kanunlar. Adli yapıdaki önemli değişikliklere karşılık, özellikle temel kanunlar açısından bakıldığında, Osmanlı hukukunun, Tanzimat sonrasında klasik dönemdeki yapısını büyük ölçüde koruduğu söylenebilir. Kamu hukuku alanında adli yapıyı düzenleyen ve yeni mahkemelerin kuruluşunu sağlayan kanunlar (1879) ile Usul-i Muhakemat-ı Cezaiyye (1879) ve Usul-i Muhakeme-i Ticaret (1861) Kanunları, Fransız hukuk mevzuatından iktibas edilen kanunlardır. Kanun-i Esasi (1876), Usul-i Muhakemat-ı Hukukiyye (1879) ile son Ceza Kanunu (1858), karma nitelikli kanunların başında gelmektedir. Özel hukuk alanında ise Ticaret Kanunnamesi (1850) ile Ticaret-i Bahriye Kanunnamesi (1863) iktibas edilen kanunlardır. Bunun dışında kalan ve önemli bir bölümü özel hukuk alanına giren düzenlemelerin hemen hepsi dini/örfi hukuka dayanmaktadır.

Karma nitelikli kanunlar içinde 1858 tarihli Ceza Kanunu Türk hukuk tarihçilerinin büyük ilgisini çekmiş ve bazı önemli tartışmaların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. İslam hukukunun da önemli düzenlemeler getirdiği ceza hukuku alanında Osmanlı’nın bu dönemde yaşadığı değişimleri görmek açısından söz konusu kanun gerçekten ilgi çekicidir.

1858 tarihinde yürürlüğe giren ve bazı tadillerle devletin sonuna kadar yürürlükte kalan bu kanun kendisinden önce hazırlanmış ve uygulanmış bulunan 1840 ve 1851 tarihli ceza kanunlarından önemli farklılıklar gösterir. Öncekiler, büyük ölçüde klasik dönem kanunname geleneğine uygun olarak hazırlanmış iken, 1858 tarihli kanunun hazırlanmasında, hem sistem olarak hem de muhteva olarak batılı kanunlardan, özellikle de Fransız ceza kanunundan önemli ölçüde istifade edilmiştir.

Yazan : Mehmet GAYRETLİ
Bu yazı dergimizin 106. sayisinda (ARALIK 2010) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 975 kez okunmustur.

  İSLAM ADLİYE TEŞKİLATINDA AVUKATLIK

Adli mekanizmaların görevi, hak talep eden kimsenin bu talebinin yerinde olup olmadığını tespit etmek, haklı ile haksızı ayırt edip adaletin yerini bulmasını temin etmektir. Hak ve adaletin tam olarak tecelli etmesi, hâkimin olduğu kadar davalı ve davacının da görevidir. Bu sebeple hak ve adaletin yerini bulması için tarafların dinlenmesi, davacının davasını açık ve net olarak ifade etmesi, davalının da kendisini savunması gereklidir.
Savunma, günümüzde büyük bir önem kazanmıştır. İnsan haklarına dair uluslararası metinlerin hemen hepsinde bu hususun altı çizilmektedir. Buna bağlı olarak da avukatlık mesleği her geçen gün daha da gelişmekte ve önemini artırmaktadır.
Günümüzdeki şekliyle avukatlık mesleğinin ülkemizdeki varlığı Osmanlı’nın son dönemlerinde başlamakla birlikte, İslam ve Türk hukuk tarihlerinde benzer kurumların varlığı eski zamanlardan beri bilinmektedir. Bu çalışmamızda avukatlık ve benzeri kurumları İslam hukuk tarihi açısından ele alacağız.

Yazan : Mehmet GAYRETLİ
Bu yazı dergimizin 106. sayisinda (ARALIK 2010) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 1291 kez okunmustur.


Bulunan Sayfa(lar) : 1/ 2/ 3/ 4/ 5/ 6/ 7/ 8/ 9/ 10/ 11/ 12/ 13/ 14/ 15/ 16/ 17/ 18/ 19/ 20/ 21/ 22/ 23/ 24/ 25/ 26/ 27/ 28/ 29/ 30/ 31/ 32/ 33/ 34/ 35/ 36/ 37/ 38/ 39/ 40/ 41/ 42/ 43/ 44/ 45/ 46/ 47/ 48/ 49/ 50/ 51/ 52/ 53/ 54/ 55/
Site Menu

 




Bu site INTERNETsahibi Int. Hiz. Tarafindan Host Edilmektedir.
Ttec Plus Cep Telefonu Aksesuarı