Guncelleme : 31.01.2017 20:16:01
 
 
 
 
Ana Sayfa Dergi Hakkında Yayın İlkeleri iletişim
 
 
Arama
Aramak için:
Site icinde Ara
Internette Ara


Site Icerigi
Makale
Çeviri
Belge
Karar Çevirisi
Kitap İncelemesi
Uluslararasi Sözlesmeler
Mahkeme Kararı
Kanun Tasarısı
Anayasa Mahkemesine İptal Başvurusu
Mevzuat
Yönetmelik Taslağı
Yönetmelik Değişikliği
E-Kitap

E-Akademi de"Makale" kategorisinde
55 sayfada Toplam 272 yazi bulundu.

Makaleler / Articles / Aufsätze / Articles
  İFLÂS HUKUKUNDA BORCUN ÖDENMEME TEHLİKESİ ve BAŞVURU YOLLARI

Kurulan bir borç ilişkisinde asıl olan, tarafların iyi niyet kuralları çerçevesinde borçlarını gereği gibi ifa etmeleridir1. Gerek borç ilişkilerinin kurulmasında, gerekse bu ilişkiden doğan borçların ifasında, borçlunun kişiliği, hukuk ve ahlak kurallarına bağlı kalacağına olan inanç ve ticari itibarı ile özellikle malvarlığı, alacaklı bakımından bir güvence oluşturur2. Alacaklı, alacağını alamadığı takdirde, borçlunun halen mevcut olan ve sonraki evrelerde elde edeceği mallarına, icra makamları aracılığıyla el koydurtma hakkının olduğuna güvenerek, borçluyla hukukî ilişkiye girer. Bu nedenle, borç ilişkisi kurulduktan sonra, borç muaccel olup, ifa edilinceye kadar, borçlu, borcun ödenmesini tehlikeye düşüren, borç ilişkisine aykırılık oluşturan ve dürüstlükle bağdaşmayan tutum ve davranışlardan kaçınmak zorundadır. Fakat borçlu sıfatını haiz olan taraf, bazen bu güveni zedeleyici davranışlar içine girebilmekte ve borcun vâdesinde ödenmesini tehlikeye düşürebilmektedir. İşte, borçlunun, icra makamlarının kendisine veya mallarına ulaşmasını güçleştirici davranışlar içine girmesi, mallarının teminat olma özelliğini ortadan kaldıracağından, alacaklının tatmin edilmesini engelleyici sonuçlar doğuracaktır3.

Yazan : Cumhur Rüzgaresen
Bu yazı dergimizin 110. sayisinda (NİSAN 2011) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 1529 kez okunmustur.

  ACENTENİN TACİR ADINA DAVA AÇMA VE TACİRE KARŞI AÇILAN DAVALARDA TACİRİ TEMSİL YETKİSİ

Yeni Türk Ticaret Kanunu’nda acentenin tacir adına dava açma ve tacire karşı açılan davalarda taciri temsil yetkisi 105. maddenin iki ve üçüncü fıkralarında düzenlenmiştir1. Fakat hükmün uygulama alanı bakımından birinci fıkranın da dikkate alınması gerekir. Maddenin tamamı dikkate alındığında acentenin aracılıkta bulunduğu veya yaptığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı tacir adına dava açabileceği ve kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabileceği hükme bağlanmıştır. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan ve bu hükme aykırı olan şartların ise geçersiz olduğu ifade edilmiştir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise acentelerin ad ve hesabına hareket ettikleri kişilere karşı Türkiye’de açılacak olan davalar sonucunda alınan kararların acentelere karşı uygulanamayacağı düzenlenmiştir2.

Yazan : Kağan Susuz
Bu yazı dergimizin 110. sayisinda (NİSAN 2011) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 1584 kez okunmustur.

  12 EYLÜL 2010 ANAYASA DEĞİŞİKLİKLERİNİN DEVLETİN ÇOCUĞU KORUMA GÖREVİNE ETKİLERİ VE ALINACAK TEDBİRLER

Devlet yapılanmasında bir toplumun bulunması ön koşuldur. Devletin millet unsurunu oluşturan insan topluluğunun sosyolojik durumu devleti doğrudan etkiler. Güçlü bir devlet için, sosyal dayanışması güçlü bir topluma ihtiyaç duyulacağı aşikârdır. Toplumun sosyal dokusunda ortaya çıkan sorunların devleti yakından ilgilendirmesi kaçınılmazdır.
Devletler, toplumu oluşturan sosyal dokunun güçlendirilmesi ve korunmasına yönelik tedbirleri alma gereği duyarlar. Toplumu oluşturan bireylerin sağlıklı bir sosyal ortamda yaşamaları, kurallara uyulması ve düzenin korunması noktasında, temel koşuldur. Bireylerin sağlıklı bir sosyal ortamda yaşamaları ancak aile düzeninin korunmasıyla mümkün olur. Ailenin korunması görevi, zorunlu olarak çocukların korunmasına yönelik tedbirlerin alınmasını da içerir. Aile kurumunun korunması, sadece kanunda yasaklar getirilmekle korunmaz. Ailenin sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak Devletin sorumluluk üstlenmesi de gerekir . Çocuk ve ailenin korunmasını ayrı başlıklar olarak görmek ve ayrı görevler olarak tanımlamak mümkün değildir. Aileyi korumadan çocukların sağlıklı bir şekilde gelişmesi ve topluma yararlı bireyler haline gelmesi mümkün olmayacağı gibi, aile kurumunun korunması ve ayakta tutulmasına yönelik tedbirler alınmadan çocukların korunmasına ve istismarının önlenmesine yönelik faaliyetlerin başarılı olması da mümkün değildir. Bu noktada devlet, çocuk ve ailenin korunmasına yönelik olarak kendini görevli saymış ve görevi anayasal düzeyde ortaya koymuştur .

Yazan : Nusret İlker Çolak
Bu yazı dergimizin 109. sayisinda (MART 2011) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 833 kez okunmustur.

  ÇAĞDAŞ PROBLEMLER KARŞISINDA İSLÂM HUKUKUNUN YAPISI VE DİNAMİZMİ HAKKINDA BİR TAHLİL

Bilindiği gibi, İslâm hukukunun temel kaynakları, Kur`ân ve sünnettir. Bu temel kaynaklarda bireyi mutluluğa, toplumu huzur ve güvene kavuşturacak ana prensipleri, açıklama ve yönlendirmeleri bulmak mümkündür. Bu bağlamda Kurân’ın, umumiyetle genel norm niteliğinde evrensel sabitelerle gerçek bilginin öğretisini içerdiği, sünnetin ise, genelde özel norm niteliğinde bireysel ve toplumsal pratikleri oluşturduğu söylenebilir. İslâm hukukunun yazılı olmayan diğer bir kaynağı da “akıl” dır. Akıl sayesinde, nasların anlaşılması ve yorumlanması sağlanarak farklı dönem ve bölgelerde insanoğlunun karşılaştığı problemlere genel veya özel çözümler getirilebilmiştir. Zira sınırlı olan nasslar, sınırsız olan sosyal olguların bütününü içine almaz. Bu durum, zorunlu olarak içtihadı gündeme getirmiştir. Toplumda yeni ortaya çıkan problemlerin çözümü için içtihat, hem dini bir görev hem de pratik hayatın devamı için bir zarurettir. Şüphesiz ki, Kur’ân ve sünnette açıkça ele alınmayan çağdaş problemler, İslâm hukuk bilginleri tarafından, hukukî (şer-î) deliller, nasların genel ruhu, genel hukuk kuralları ve bilimsel verilere dayanılarak hukuk usulü disiplini (hikmet-i teşrî ve mekâsıd-ı şeria) içinde çözüme kavuşturulmaya çalışılmıştır. İslâm hukukunun mahiyeti ve özellikle sosyal değişme karşısındaki tavrı, bugün üzerinde çok durulan ve tartışılan bir konudur. İslâm hukukunun, bir taraftan kesin ve değişmez dinî hükümler içirdiği, bu yüzden de değişime kapalı olduğu iddia edilirken, diğer taraftan sabit prensipler çerçevesinde dinamik bir yapıya sahip olduğu da ifade edilmektedir. Bu çalışmamızda çağdaş problemlerin karşısında İslâm hukukunun yapısı ve dinamizmi hakkında bir tahlil yapılması amaçlandı.

Yazan : Hadi Sağlam
Bu yazı dergimizin 109. sayisinda (MART 2011) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 1873 kez okunmustur.

  LÂİKLİK, DİN-VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜ VE EĞİTİM HAKKI AÇISINDAN TÜRKİYE’ DE ZORUNLU DİN EĞİTİMİ

Din eğitimi ve özellikle zorunlu din dersleri öteden beri, Türkiye’de tartışılan bir konu olmuştur. Bu konuyu eleştirenler genelde olaya laiklik açısından bakmışlardır . Özellikle belli bir mezhebin (Sünni) öğretilmesi ve ibadet kurallarının öğretilmesinin, ilgilinin ve ailesinin inanç özgürlüğüne aykırı olacağı, laik devletin din aşılama gibi bir görev ve yetkisinin olmadığı ileri sürülmektedir . Fakat asıl konunun tekrar gündeme gelmesi Eylem ve Hasan ZENGİN v. TÜRKİYE kararı sonucunda olmuştur . Gerçekten önemi açısından kısaca vurgulamak gerekirse, Alevi İnancına sahip Hasan Zengin adlı vatandaşımız İlköğretim 7. sınıfta öğrenim gören Eylem Zengin adlı kızımın “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi” dersinden bağışık (muaf) tutulması için İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğüne müracaatta bulunmuş, Milli Eğitim Müdürlüğü bu istemi, Anayasa m. 24 ve Milli Eğitim Temel Kanunu m.12 ‘ye aykırı bularak ret etmiştir. İşlemin iptali için İstanbul idare mahkemesine yapılan başvuru,işlemin yürürlükteki mevzuata uyarlığı nedeniyle ret edilmiş, karar Danıştay’ca onanmıştır. Böylece iç hukuk yolları tüketilmiş, başvurucu 2.1.2004 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi nezdinde girişimde bulunmuştur.

Yazan : Süleyman MORTAŞ
Bu yazı dergimizin 108. sayisinda (ŞUBAT 2011) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 1291 kez okunmustur.


Bulunan Sayfa(lar) : 1/ 2/ 3/ 4/ 5/ 6/ 7/ 8/ 9/ 10/ 11/ 12/ 13/ 14/ 15/ 16/ 17/ 18/ 19/ 20/ 21/ 22/ 23/ 24/ 25/ 26/ 27/ 28/ 29/ 30/ 31/ 32/ 33/ 34/ 35/ 36/ 37/ 38/ 39/ 40/ 41/ 42/ 43/ 44/ 45/ 46/ 47/ 48/ 49/ 50/ 51/ 52/ 53/ 54/ 55/
Site Menu

 




Bu site INTERNETsahibi Int. Hiz. Tarafindan Host Edilmektedir.
Ttec Plus Cep Telefonu Aksesuarı