Guncelleme : 31.01.2017 20:16:01
 
 
 
 
Ana Sayfa Dergi Hakkında Yayın İlkeleri iletişim
 
 
Arama
Aramak için:
Site icinde Ara
Internette Ara


Site Icerigi
Makale
Çeviri
Belge
Karar Çevirisi
Kitap İncelemesi
Uluslararasi Sözlesmeler
Mahkeme Kararı
Kanun Tasarısı
Anayasa Mahkemesine İptal Başvurusu
Mevzuat
Yönetmelik Taslağı
Yönetmelik Değişikliği
E-Kitap

E-Akademi de"Makale" kategorisinde
55 sayfada Toplam 272 yazi bulundu.

Makaleler / Articles / Aufsätze / Articles
  ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI IŞIĞINDA ÖZELLEŞTİRME YÜKSEK KURULU

Bilindiği gibi özelleştirme, çağdaş liberal devlet anlayışının gereği olarak Türkiye’de de 1980 sonrası gittikçe yaygınlaşmıştır. Sosyal devlet anlayışını yansıtan, müdahaleci devlet geleneğinin ortaya çıkardığı hantal devlet mekanizmasının küçültülmesi ve devletin asgari fonksiyonlarına indirgenmesi süreci, gerek Avrupa’da gerekse Türkiye’de 80’li yıllar sonrasında en dikkat çekici gelişmelerinden biridir. Bu bağlamda liberal devlet anlayışı, giderek güvenliği, uluslararası ilişkileri ve savunmayı sağlayan ve bunun dışındaki alanları sadece denetleyen bir yapıya doğru ilerlemektedir.

Yazan : Murat YANIK
Bu yazı dergimizin 72. sayisinda (ŞUBAT 2008) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 3196 kez okunmustur.

  İLK USUL KANUNU USUL-Ü MUHAKEME-İ TİCARET NİZAMNAMESİNİN TRANSKRİPSİYONU

Osmanlı İmparatorluğu, Avrupalı devletlerdeki askeri teknolojilerin yanında hukuki konulardaki gelişmeleri de takip etmiştir. Bu meyanda Avrupa’da 18. asrın sonlarından itibaren başlayan modern anlamda kanunlaştırma faaliyetleri, yaklaşık yarım asır sonra Osmanlı İmparatorluğu’nda uygulamaya geçirilmiştir. Aşağıda açıklanacağı gibi Osmanlı İmparatorluğu’nda kanunlaştırma faaliyetlerinin tarihi Fatih dönemine hatta daha eski dönemlere kadar gitmekle birlikte, modern anlamda kanunlaştırma faaliyetleri Tanzimat’la başlamıştır. Bu dönemde hazırlanan ilk kanunlardan birisi de Usul-ü Muhakeme-i Ticaret Nizamnamesi’dir . Söz konusu kanun tarihimizdeki ilk usul kanunu olma özelliğini taşımaktadır. Aşağıda bu kanunun hazırlanmasında rol oynayan kanunlaştırma faaliyetleri, kanunun içeriği ve uygulanması üzerinde durulacaktır.

Yazan : Abdullah Demir
Bu yazı dergimizin 72. sayisinda (ŞUBAT 2008) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 3841 kez okunmustur.

  5711 Sayılı Yasa ile Değişik Kat Mülkiyeti Kanununa Göre Kat Malikinin Bağımsız Bölüm Üzerindeki Mülkiyetini Devir Borcu

Kat Mülkiyeti rejimi çerçevesinde Kanun, kat malikleri için bir takım yükümlülükler düzenlemiştir. Bunları “ödeme yükümlülükleri”, “yapma yükümlülükleri” veya “yapmama yükümlülükleri” şeklinde genel bir başlık altında toplayabiliriz . Yine bu çerçevede ödeme yükümlülüklerini, iki başlık altında sınıflandırmak mümkündür: İlki “giderlere katılma”, ikincisi ise, “tazminat ödeme”dir.


Giderlere katılma yükümlülüğü KMK.m.20’de düzenlenmiştir. Buna göre, kapıcı, kaloriferci, bahçivan gibi istihdam edilen kişilere yapılan ödemeler ile anataşınmazın sigorta primleri, bütün olarak ortak yerlerin bakım, koruma, güçlendirme ve onarım giderleri, yönetici aylığı, ortak tesislerin işletme giderleri tüm kat maliklerinin birlikte üstlenmesi gereken giderleri oluşturur. Katılım istihdama dönük olanlar için “eşit oranda”; diğerlerinde ise “arsa payı oranında” olacaktır.


Yazan : Faruk ACAR
Bu yazı dergimizin 72. sayisinda (ŞUBAT 2008) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 1582 kez okunmustur.

  BİR ASKERİ GÜÇ OLARAK AVRUBA BİRLİĞİ; İMKÂNLAR VE SORUNLAR (Avrupa Güvenlik ve Savunma Konsepti Açısından Bir Parametre: Avrupa Ordusu)

Avrupa yüzyıllarca, sık sık yaşanan kanlı savaşlara sahne oldu. 1870-1945 yılları arasında Fransa ve Almanya üç kez savaştılar. Birçok insan yaşamını yitirdi. Sonunda Avrupalılar, barışın sürdürülebilmesinin ve güvenli, barışçıl bir ortamda birarada yaşayabilmenin tek yolunun, ülkelerinin ekonomik ve siyasi yönlerden işbirliği yapması olduğuna inandılar.
Böylece 1950 yılında, Fransız Dışişleri bakanı Robert Schuman tarafından Batı Avrupa ülkelerinin kömür ve demir sanayilerinin bütünleşmesi planlandı. Sonuç olarak 1951 yılında Avrupa Kömür Çelik Topluluğu (AKÇT) Belçika, Batı Almanya, Lüksemburg, Fransa, İtalya ve Hollanda`dan oluşan 6 üye ile kuruldu. Bu ülkelerdeki kömür ve çelik sanayi ile ilgili alınan kararlar, bağımsız ve devletlerüstü bir kuruma (Yüksek Otorite) devredildi . Ancak Avrupa`da güvenliğin sağlanması konusundaki çabalar Birliği kuran ilk Antlaşma olan AKÇT`den daha eski bir geçmişe sahiptir. İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa`da ortaya çıkan entegrasyon çalışmalarının temelinde güvenlik sorununa çözüm arayışları yatmaktadır. İkinci Dünya Savaşı`nın ardından Avrupa`da güvenlik alanında işbirliği çabalarına hız verilmiştir. Bu çabaların ilki olan Batı Avrupa Birliği`nin geçmişi, 17 Mart 1948 tarihinde İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg`un taraf olduğu Brüksel Antlaşması ile kurulan Batı Birliği ya da diğer ismiyle Brüksel Antlaşması Örgütü`ne kadar dayanır. 23 Ekim 1954 tarihinde imzalanan Paris Antlaşmaları ile Almanya ve İtalya Birliğe katılmış ve adı Batı Avrupa Birliği (BAB) olarak değiştirilmiştir.

Yazan : Şeyhmus DEMİR
Bu yazı dergimizin 71. sayisinda (OCAK 2008) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 4093 kez okunmustur.

  “BİR HUKUKİ İLİŞKİYE DAYANAN ALACAĞIN TAHSİL EDİLMESİ AMACIYLA YAĞMA NİTELİĞİNDEKİ FİİLLERİN İŞLENMESİ” (5237 s. TCK m.150/1)

Yağma suçu, yeni Türk Ceza Kanununun (YTCK) m. 148/1’de düzenlenmiştir. Aynı maddenin 2. fıkrasında senedin yağması suçuna ilişkin fiiller yaptırım altına alınmıştır. 148. maddenin 3. fıkrasında ise cebir karinesine ilişkin hükme yer verilmiştir. YTCK m. 149 ile nitelikli yağma sayılan halleri hüküm altına almıştır. YTCK m.150’de ise yağma suçuna verilecek temel cezaya göre daha az cezayı gerektiren haller düzenlenmiştir. Yağma fiili cebir kullanma suçu ve hırsızlık suçlarının bir arada kaynaşmasından ortaya çıkmaktadır. Bu suçla hem kişilerin mülkiyet hakkı ve ona bağlı olarak zilyetlikleri ve hem de özgürlükleri korunmaktadır . Suçun maddi unsurunu, cebir veya tehditle bir malın teslim edilmesine zorlamak ya da o malın alınmasına karşı koymamaya zorlamak oluştururken manevi unsuru için genel kast yeterlidir . Çalışmamızda yapacağımız değerlendirmeler YTCK m.150/1 hükmü çerçevesinde olacaktır ve bu sebeple çalışmamızda yağma suçunun unsurları ya da özel görünüş şekillerine ilişkin ayrıntılı açıklama yapılmayacaktır. Madde hükmü belirtilen bazı koşulların varlığı halinde belli ölçüde, 765 s. TCK m. 308’de düzenlenmiş bulunan “Kendiliğinden Hak Alma Suçu” ile ilişkilidir. Çalışmamızda hükmün bu konuyla bağlantılı özelliklerine de değinilecektir.

Yazan : Mehmet Nihat Kanbur
Bu yazı dergimizin 70. sayisinda (ARALIK 2007) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 13244 kez okunmustur.


Bulunan Sayfa(lar) : 1/ 2/ 3/ 4/ 5/ 6/ 7/ 8/ 9/ 10/ 11/ 12/ 13/ 14/ 15/ 16/ 17/ 18/ 19/ 20/ 21/ 22/ 23/ 24/ 25/ 26/ 27/ 28/ 29/ 30/ 31/ 32/ 33/ 34/ 35/ 36/ 37/ 38/ 39/ 40/ 41/ 42/ 43/ 44/ 45/ 46/ 47/ 48/ 49/ 50/ 51/ 52/ 53/ 54/ 55/
Site Menu

 




Bu site INTERNETsahibi Int. Hiz. Tarafindan Host Edilmektedir.
Ttec Plus Cep Telefonu Aksesuarı