Guncelleme : 31.01.2017 20:16:01
 
 
 
 
Ana Sayfa Dergi Hakkında Yayın İlkeleri iletişim
 
 
Arama
Aramak için:
Site icinde Ara
Internette Ara


Site Icerigi
Makale
Çeviri
Belge
Karar Çevirisi
Kitap İncelemesi
Uluslararasi Sözlesmeler
Mahkeme Kararı
Kanun Tasarısı
Anayasa Mahkemesine İptal Başvurusu
Mevzuat
Yönetmelik Taslağı
Yönetmelik Değişikliği
E-Kitap

E-Akademi de"Makale" kategorisinde
55 sayfada Toplam 272 yazi bulundu.

Makaleler / Articles / Aufsätze / Articles
  Heidegger`in Bergson Zaman Öğretisi`ne Getirdiği Tenkitler

Bu makale Bergson ve Heidegger`in zaman öğretilerini detaylı bir şekilde incelemek yerine, kendisini Heidegger´in Bergson zaman anlayışına getirdiği kritik ile sınırlayacaktır. Her iki filozofun zaman öğretilerinin mukayesesi ayrıntılı bir çalışmayı gerektirmektedir. Biz bu makalede sadece Heidegger`in Bergson Zaman felsefesine getirdiği eleştirileri ana hatlarıyla analiz etmeye çalışacağız.

Martin Heidegger(1889-1976), Henri Bergson (1859-1941)`un ”Essai sur les donnés immadiates de la conscience” adlı doktora tezini yayınladığı yıl doğmuştur. Heidegger ile Bergson arsındaki ilişki tek yönlü bir ilişkidir ve daha çok Heidegger`denBergson`a doğrudur. Bergson Heidegger`in ana eseri olan ” Sein und Zeit”`ini [Varlık ve Zaman] (1927) okumuş olmasına rağmen, Bergson´un Heidegger felsefesi üzerine yazmış olduğu herhangi bir yazı mevcut değildir. Heidegger`in Bergsona olan ilgisi Freiburg Üniversi`nde felsefe öğrenimi sırasında başlamıştır. Heidegger 1916 da yazmış olduğu ”Dauns Scout da kategori ve anlam öğretisi" adlı doçentlik tezinde Bergson`dan alıntılar yapmıştır.

Yazan : Arslan TOPAKKAYA
Bu yazı dergimizin 23. sayisinda (OCAK 2004) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 6760 kez okunmustur.

  Avrupa Topluluğu Uygulamasında Yeni Marka Çeşitlerinin Hukuki Koruma Şartları

I.Giriş
AB marka mevzuatı son yıllarda bir çok yeni marka çeşitlerinin de korunmasına hukuki zemin hazırlamıştır. Bu ise hem Topluluğa mensup ülke ve hem de Topluluk nezdindeki ortak yetkili makamlarda (özellikle HABM) bir çok yeni marka çeşitlerinin tescil taleplerini beraberinde getirmiştir. Ancak, yeni marka çeşitlerinin hukuken korunmasıyla ilgili bir çok sorun henüz çözülememiştir ve halen tartışılmaya devam edilmektedir. Umudumuz gelecek yıllarda yeni marka çeşitleri ile ilgili sorunlara AB yetkili makamlarının (HABM, Beschwerdekammer, EuG ve EuGH) kalıcı bir çözüm ve açıklık getirmesidir. Zira yeni marka çeşitlerinin ortaya çıkması ve korunması konusundaki Topluluk yaklaşımı Türk marka mevzuatını da etkileyebilecektir.

Yeni marka çeşitleri ile ilgili tartışmalar gerçekte ilk defa karşılaşılan bir husus değildir. Zira geçmişte de, önceleri marka olarak tanınmayan bir çok çeşit çoğunlukla yoğun münakaşalardan sonra marka olarak kabul edilmişti. Örneğin Almanya’da sözcük markaları ilk defa 1894 tarihli Warenzeichengesetz (WZG) ile kabul edilmiştir. Kanunun kabul edilmesinden önce sözcük markaları konusunda ciddi endişeler vardı. Bu gün HABM uygulaması da dahil olmak üzere sözcük markaları en çok tercih edilen marka çeşididir. Şu halde geçmişte çok yoğun şekilde tartışılan veya reddedilen bir marka şekli bu gün en çok tercih edilen konumuna gelebilmektedir.

Yazan : Fatih BİLGİLİ
Bu yazı dergimizin 22. sayisinda (ARALIK 2003) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 2295 kez okunmustur.

  Düşünce Açıklama Ve Yayma Özgürlüğünün Bir Sınırlama Nedeni Olarak 'Cumhuriyetin Nitelikleri'

Hak ve özgürlüklerin temel rejimi bağlamında 1982 Anayasasının en çok eleştirilen yanlarından birisi, yasama organına istisnasız bütün hak ve özgürlüklerin sınırlanabilmesi yetkisini tanıyan bir “genel sınırlama hükmü”ne (md.13/1) yer vermiş olmasıydı. 1982 Anayasasını demokratik anayasacılıktan uzaklaştıran noktaların başında bu hüküm gelmekteydi. Çünkü böylece, “özgürlüğün kural, sınırlamanın istisna” olduğu liberal anayasacılık geleneğine ters düşülmekte, sık tekrarlandığı biçimiyle adeta “sınırlılık kural, özgürlük istisna haline” dönüştürülmüş bulunmaktaydı.

2001 Anayasa değişiklikleriyle genel sınırlama nedenleri kaldırılmış (md.13), yeni düzenlemeye göre temel hak ve özgürlüklerin “özlerine dokunulmaksızın” yalnızca anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak “kanunla” sınırlanabileceği hükmü getirilmiştir. Bu sınırlamalar, anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamazlar. Keza 3.10.2001 tarih ve 4709 sayılı yasa ile temel hak ve özgürlükleri düzenleyen kimi anayasa maddelerinde de değişiklikler yapılmış, daha önce genel sınırlama sebepleri (md.13) arasında yer alanlardan, hak ve özgürlüklerin niteliğine uygun düşenleri bu maddelerde önceden var olan sınırlama sebeplerine eklenmiştir. Bu paralelde Anayasanın 26/2 maddesi de değiştirilmiş, önceden genel sınırlama nedeni olarak öngörülen “Cumhuriyetin” sözcüğü, “cumhuriyetin temel nitelikleri”, biçiminde “düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti” için bir sınırlama nedeni olarak korunmuştur. Benzer bir hüküm “Bilim ve Sanat Hürriyeti”(Any. Md.27/2) ve “Basın Hürriyeti”nin sınırlama nedenleri arasında (Any. Md.28/3) da yer almaktadır.

Yazan : Mustafa KOÇAK
Bu yazı dergimizin 21. sayisinda (KASIM 2003) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 3169 kez okunmustur.

  Hekimin Reklam Yasağı

Teknolojik gelişmelere paralel olarak, üretilen mal ve hizmetlerin, tüketicilere tanıtılması ve onlara ulaştırılması açısından reklam teknikleri ve çeşitleri hızla artmakta ve reklamlar karşısında hedef kitle olan tüketicilerin korunması amacıyla sınırlayıcı bir takım düzenlemeler kaçınılmaz olmaktadır. Reklamların sayılarının fazla olması, en gelişmiş tekniklerin kullanılması, muhataplarının yaş, kültür, eğitim seviyesi vs. itibariyle farklı toplum kesimlerinden oluşması gibi sebepler, tüketicilerin korunması için bir takım düzenlemeleri haklı göstermektedir.

Yazan : Yusuf BÜYÜKAY
Bu yazı dergimizin 21. sayisinda (KASIM 2003) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 4048 kez okunmustur.

  Uluslararası Tebligatta Biçimselliğin Prosessual Hakkaniyete Önceliği?

Bir kere daha nahoş, sınırı aşan tebligat hatalarının düzeltilmesi sorununu ele alıyoruz. Jena Eyalet Yüksek Mahkemesi tarafından karara bağlanması gereken olay basit gözükmektedir. İtalya`da Pisa Asliye Mahkemesi`nde Thüringen menşeli bir Alman Limited Şirketi aleyhine dava açılır. Dava dilekçesi ve duruşma davetiyesi İtalyan mahkemesi tarafından tebligat amacıyla La Haye Tebligat Sözleşmesi uyarınca Thüringen merkezi makamı olarak Eyalet Adalet Bakanlığı yerine Thüringen Eyalet İdaresine gönderilir. Bu birim de tebligatı davalı limited şirkete gönderir. Posta tebellüğ yazısına göre evraklar -muhtemelen iş yerinde- davalının çalışanına teslim edilir. Davalının tartışmalı bir şekilde tenfiz davası sürecine dahil edilmesinden sonra tebligat, aleyhine dava açılması gereken "X-Fahrzug GmbH" yerine aynı adlı ve aynı yerde meskun "X-Zweirad GmbH" şirketine yapılır. İtalyan davasındaki replik eksikliği nedeniyle Pisa Asliye Mahkemesi ilk derece mahkemesi olarak "X-Fahrzug GmbH" aleyhine kesinleşmiş bir gıyabi hüküm kararı verir. Meiningen Asliye Mahkemesi tarafından bu karar, davacının talebi üzerine tenfiz edilebilir görülmüştür. Davalının itirazı üzerine Thüringen üst derece mahkemesi tenfiz kararını kaldırır. Üst derece mahkemesi gerekçe olarak, muhtemelen yanlış şirkete tebligatı değil, merkezi makam olarak yetkili olmayan eyalet idaresince tebligatın yapılmış olmasının düzeltilemeyen tebligat hatası olduğunu belirtmiştir.

Yazan : Astrid STADLER (Türkçeye Kazandıran Ahmet Cemal RUHİ)
Bu yazı dergimizin 21. sayisinda (KASIM 2003) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 2659 kez okunmustur.


Bulunan Sayfa(lar) : 1/ 2/ 3/ 4/ 5/ 6/ 7/ 8/ 9/ 10/ 11/ 12/ 13/ 14/ 15/ 16/ 17/ 18/ 19/ 20/ 21/ 22/ 23/ 24/ 25/ 26/ 27/ 28/ 29/ 30/ 31/ 32/ 33/ 34/ 35/ 36/ 37/ 38/ 39/ 40/ 41/ 42/ 43/ 44/ 45/ 46/ 47/ 48/ 49/ 50/ 51/ 52/ 53/ 54/ 55/
Site Menu

 




Bu site INTERNETsahibi Int. Hiz. Tarafindan Host Edilmektedir.
Ttec Plus Cep Telefonu Aksesuarı