Guncelleme : 31.01.2017 20:16:01
 
 
 
 
Ana Sayfa Dergi Hakkında Yayın İlkeleri iletişim
 
 
Arama
Aramak için:
Site icinde Ara
Internette Ara


Site Icerigi
Makale
Çeviri
Belge
Karar Çevirisi
Kitap İncelemesi
Uluslararasi Sözlesmeler
Mahkeme Kararı
Kanun Tasarısı
Anayasa Mahkemesine İptal Başvurusu
Mevzuat
Yönetmelik Taslağı
Yönetmelik Değişikliği
E-Kitap

E-Akademi de"Makale" kategorisinde
55 sayfada Toplam 272 yazi bulundu.

Makaleler / Articles / Aufsätze / Articles
  MİLLETLERARASI FACTORING KONVANSİYONU

Milletlerarası factoring` de kural olarak ihracatçı, alacaklarını kendi ülkesinde bulunan bir factor`a temlik etmektedir. Factor ise ihracatçı müşterisinin alacaklarını ödememe (delkredere) riskini de üzerine alarak satın almaktadır. Factor, kural olarak ithalatçının ülkesinde faaliyette olan ithalatçı-factor`un yardımıyla alacakları tahsil etmektedir. Milletlerarası factoring, iş bölümünü gerektiren bir prosedür içermektedir. İhracatçı ve ithalatçı gerçek edimle uğraşırken, ihracatçı-factor ile ithalatçı-factor tahsil işlemiyle ilgilenmektedir. İhracatçı ödeme için ülke içinde bir ortağa, ihracatçı factor`a sahiptir. İthalatçı ise ithalatçı-factor ile irtibattadır. Milletlerarası factoring`in bu görünüş şekli önemli menfaatler sağladığı gibi, aynı zamanda da ekonomiktir. Buna rağmen, milletlerarası factoring, milli factoring`in boyutunda bir gelişme sağlayamamıştır. UNIDROIT bu eksikliği fark ederek yeknesak kurallar düzenlemiş ve milletlerarası factoring’in ve böylece milletlerarası ticaretin işlevini hızlandırmıştır.

Yazan : Ayfer UYANIK ÇAVUŞOĞLU
Bu yazı dergimizin 48. sayisinda (ŞUBAT 2006) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 2452 kez okunmustur.

  The Lures vs. the Impediments in Trans-boundary River Basin Development: a Re-assessment at the Dawn of a New Era of Food and Energy Scarcity

Dünya nüfusu, az-gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler nüfusunun itici etkisiyle sürekli olarak artmaktadır. Gezegenimizin birçok yerindeki açlık ve fakirliğin rahatsız edici görüntüleri önümüzdeki on yıllarda da medyada daha fazla yer alacak gibi görünüyor. Durum, barajlar ve sulama projelerinin sadece 1970’ler ve 1980’lerin bir modası olmayacağına işaret etmekte. Bu yüzyılda da daha çok ülke gıda üretimlerini artırmak için akarsu kaynaklarına başvuracak. Aynı zamanda, artan petrol ve enerji fiyatları, kalkınmakta olan ülkeler için sosyal ve ekonomik problemlerinin çözümünde ilave bir engel olarak durmakta. Alım güçlerinin çok üzerinde bulunan ham petrol ve doğal gaz fiyatları gerçeği ve nükleer enerjiye yönelmeleri durumunda karşılaşacakları ekonomik ve siyasi sıkıntılar dikkate alındığında, birçok gelişmekte olan ülkenin enerji ve tarımsal üretimlerini artırmak için akarsu kaynaklarını yeniden göz önünde bulundurmaktan başka seçeneği bulunmuyor. Bu makalede, barajlar ve akarsu kalkınma projelerinin getirileriyle bu projelerin yürütülmesinde karşılaşılan zorluklar ve problemlerin bir değerlendirilmesi yapılacak ve bu bağlamda uluslararası ya da sınır aşan nehirlerin yönetiminde karşılaşılan finansman ve hukuksal problemlere özel bir yer verilecektir.

Yazan : Ahmet ÖZTÜRK
Bu yazı dergimizin 48. sayisinda (ŞUBAT 2006) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 1599 kez okunmustur.

  4721 SAYILI MEDENİ KANUN İLE İHDAS EDİLEN YENİ BİR MÜESSESE: AİLE KONUTU MÜESSESİ

Eski kanunda bulunmayan Aile Konutu müessesi, 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile birlikte ilk kez hukuk hayatımıza girmiş bulunan, çağdaş nitelikte yeni bir aile hukuku müessesidir. Her kanun, uygulandığı toplum yapısındaki ‘insan hakları’, ‘eşitlik, özellikle kadın - erkek eşitliği’ ve ‘demokratikleşme alanındaki ulaşılan gelişmelere ve anlayışa paralel olarak, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda değişip, yenilenmek zorundadır.

743 sayılı önceki Medeni Kanun’un temel özellikleri olan çağdaş, laik ve devrimci nitelikleri aynen benimseyen yeni Medeni Kanunda, ihtiyaca uygun olarak birtakım yeni değişiklikler, özellikle kadın - erkek eşitliği ilkesinden hareketle aile hukuku alanında köklü reformlar yapılmıştır. Bu reformlar içerinde en önemlilerden birisi de ailenin korunması amacına matuf olmak üzere evlilik birliği içerisinde güçlü konumda bulunan eşe karşı zayıf konumda bulunan diğer eşi ve dolayısıyla çocukları korumak amacıyla düzenlenmiş bulunan Aile Konutu müessesedir.

Yazan : Ayhan UÇAR
Bu yazı dergimizin 47. sayisinda (OCAK 2006) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 11149 kez okunmustur.

  ÖRGÜTSEL KÜÇÜLMENİN FİNANSAL SONUÇLARI

Bu çalışma, son otuz yılda maliyetleri azaltma güdüsü etrafında birleşen bir takım nedenlerle gerçekleştirilen örgütsel küçülme deneyimlerinin finansal etkilerini incelemektedir. Örgütsel küçülme literatürü daha çok, küçülmenin örgütsel etkileri üzerine gelişmiş; örgüt verimliliği, çalışanların psikolojik ve performansa dayalı değişimleri detaylarıyla incelenmiştir. Oysa, küçülmenin esas hedefi olan ‘finansal performansı geliştirme’ye yönelik çalışmalar, verilere ulaşma zorluğu ve uygulamaların ülkeler bazında farklılık göstermesi nedeniyle sınırlı kalmıştır. Bu çalışma, küçülen işletmelerin faaliyet performanslarındaki ve özellikle hisse senedi fiyatlarındaki değişimi inceleyen araştırmaları irdeleyen bir literatür incelemesidir.

Yazan : Halil Bader ARSLAN
Bu yazı dergimizin 47. sayisinda (OCAK 2006) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 3521 kez okunmustur.

  Wahrung des rechtlichen Gehörs als Voraussetzung für die Vollstreckung der ausländischen Gerichtsurteile nach dem türkischen IPRG (MÖHUK) Art. 38 lit. d

Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizinde üzerinde önemle durulması gereken konulardan biri tanınıp tenfiz edilmesi istenen yabancı mahkeme kararının verildiği yabancı mahkemede yapılan yargılamada, aleyhine tanıma-tenfiz kararı istenen tarafın savunma haklarının ihlal edilmiş olup olmadığıdır.
Savunma haklarının ihlali, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 38/d maddesinde, kamu düzenine aykırılıktan bağımsız bir tenfiz engeli olarak açıkça düzenlenmiştir. Bu madde uyarınca, tenfize engel olabilecek savunma haklarına aykırılık halleri, aleyhine tenfiz istenen kişinin, mahkemeye usulüne uygun olarak davet edilmemiş olması, yargılama boyunca yabancı mahkemede temsil edilmemiş olması ve yargılamanın yapıldığı yer kanunlarına aykırı olarak gıyabında hüküm verilmiş olmasıdır. Kanun’un 38/d maddesi savunma haklarının içeriğinde yer alan tüm hakları tam olarak düzenlememiştir. İlgili hükümde sayılan ihlallerin tenfiz hâkimi tarafından dikkat alınması davalının bu konudaki itirazına bağlanmıştır.
Bu hükme karşılık Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 38/c maddesi yabancı mahkeme kararının kamu düzenine aykırı olması halinde, kararın tanınıp-tenfiz edilmesine engel olması gerektiğini düzenlemiştir.

Yazan : Ayfer UYANIK ÇAVUŞOĞLU
Bu yazı dergimizin 47. sayisinda (OCAK 2006) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 902 kez okunmustur.


Bulunan Sayfa(lar) : 1/ 2/ 3/ 4/ 5/ 6/ 7/ 8/ 9/ 10/ 11/ 12/ 13/ 14/ 15/ 16/ 17/ 18/ 19/ 20/ 21/ 22/ 23/ 24/ 25/ 26/ 27/ 28/ 29/ 30/ 31/ 32/ 33/ 34/ 35/ 36/ 37/ 38/ 39/ 40/ 41/ 42/ 43/ 44/ 45/ 46/ 47/ 48/ 49/ 50/ 51/ 52/ 53/ 54/ 55/
Site Menu

 




Bu site INTERNETsahibi Int. Hiz. Tarafindan Host Edilmektedir.
Ttec Plus Cep Telefonu Aksesuarı