Guncelleme : 31.01.2017 20:16:01
 
 
 
 
Ana Sayfa Dergi Hakkında Yayın İlkeleri iletişim
 
 
Arama
Aramak için:
Site icinde Ara
Internette Ara


Site Icerigi
Makale
Çeviri
Belge
Karar Çevirisi
Kitap İncelemesi
Uluslararasi Sözlesmeler
Mahkeme Kararı
Kanun Tasarısı
Anayasa Mahkemesine İptal Başvurusu
Mevzuat
Yönetmelik Taslağı
Yönetmelik Değişikliği
E-Kitap

E-Akademi de"Makale" kategorisinde
55 sayfada Toplam 272 yazi bulundu.

Makaleler / Articles / Aufsätze / Articles
  ANONİM ŞİRKET GENEL KURULUNDA YÖNETİM KURULU HAKKINDA İBRA KARARI ALINMASINDA YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN VEYA DİĞER YÖNETİCİLERİN VEKALETEN OY KULLANABİLMELERİ (OR Art. 695 Abs. 1; TTK m. 374 f. 2)

Aşağıdaki çalışmanın konusu anonim şirket genel kurullarında yönetim kurulu üyeleri hakkında ibra kararı alınmasında ortaklık işlerinin görülmesine herhangi bir şekilde iştirak etmiş olanların, yani yönetim kurulu üyelerinin veya diğer yöneticilerin temsil yoluyla bir başka pay sahibi adına oy kullanabilmesi imkanının araştırılmasıdır. Adı geçen konunun incelenmesinde İsviçre’de önce Aargau Kantonu Ticaret Mahkemesi’ne (Handelsgericht des Kantons Aargau) daha sonra İsviçre Federal Mahkemesi’ne (Bundesgericht) intikal etmiş ve bu mahkemelerce karara bağlanmış bir olay hareket noktası teşkil etmektedir. Bu yolla ilkönce, bahsedilen konuda İsviçre hukuk doktrini ve uygulamasında ileri sürülen görüşler değerlendirilmiş, daha sonra ise konunun Türk hukuk doktrini ve uygulamasındaki görünümü ele alınmaya çalışılmıştır.

Yazan : Fatih BİLGİLİ
Bu yazı dergimizin 27. sayisinda (MAYIS 2004) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 1024 kez okunmustur.

  BİYOLOJİ VE TIBBIN UYGULANMASI BAKIMINDAN İNSAN HAKLARI VE İNSAN HAYSİYETİNİN KORUNMASI SÖZLEŞMESİ

Tıbbî müdahaleden doğan hukukî sorumluluk, bir çok devlette uzun zamandan beri genel hukuk kuralları ile düzenlenmiş olmasına karşılık, hasta hakları ve hastanın kişilik haklarının korunması konusunda, aynı özenin gösterildiğinden söz etmek mümkün değildir. Yani, bir çok ülkenin hukuk mevzuatında bu konudaki düzenleme eksikliğini görmek mümkündür. Öncelikle belirtmek gerekir ki, modern tıbbın biyoloji bilimindeki gelişmelerle bağlantılı olarak ortaya çıkardığı bir kısım bilimsel yöntemler, aynı zamanda insan haklarının ve insan onurunun farklı bir boyutu itibariyle de koruma altına alınması gereğini doğurmuştur. Zira, tıbbın ve bu alandaki bilimsel gelişmelerin, hukuk kuralları ile düzenlenmemiş ve korumadan yoksun bırakılmış bir alanda serbestçe akışına izin vermek, şu ana kadar alışılmadık biçimde, insan hakları ve onurunu tehdit etmeye başlamıştır. Bu anlamda tıp ve biyoloji bilimindeki ilerlemelerin, insan sağlığı bakımından son derece önemli olduğunu kabul etmek, ama bu bilgilerin kötüye kullanılması olasılığının her zaman bulunduğunu da gözden uzak tutmamak gerekir. Bu nedenle, hastalar açısından tedavi yöntemlerinin açık bir şekilde ortaya konması, hekimlik mesleğinin icrasında insan haysiyeti ve temel haklarına ilişkin kurallara uyulması ve tıp ve biyoloji bilimindeki yeni gelişmeler karşısında hasta haklarının korunmasına yönelik hukukî düzenlemelerin hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Zira, bu konudaki sınırların hukukî çerçeve içerisine alınmak suretiyle netleştirilmemesi, söz konusu bilimsel gelişmelerin insanlık aleyhine kötüye kullanılması sakıncasını da beraberinde getirecektir.

Yazan : Yavuz KAPLAN
Bu yazı dergimizin 27. sayisinda (MAYIS 2004) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 1561 kez okunmustur.

  ÇALIŞMA YAŞAMINDA 4857 SAYILI İŞ KANUNU VE GETİRDİĞİ YENİLİKLERE GENEL BİR BAKIŞ

01.09.1971 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve 10.06.2003 tarihine kadar uygulanan 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14.maddesi dışındaki tüm maddeleri 4857 sayılı yeni İş Kanunu’nun 120.maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve yerini yeni Kanuna bırakmıştır. 10.06.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 122 maddelik 4857 sayılı yeni İş Kanunu, daha çağdaş, küreselleşen dünyada işverenlere biraz daha rahat hareket olanağı vermek üzere, ancak İş hukukunun işçiyi koruyucu genel yaklaşımından çok fazla da uzaklaşmadan farklı bir yapıya kavuşturulmuştur. Avrupa Birliği normları esas alınarak hazırlanan yeni İş Kanunu bir çok yeni konuyu düzenlemiş, bu yönüyle daha önce hukukumuzda hiç mevcut olmayan yeni kurumlar getirirken, var olan bazı konuları da yeni esaslara kavuşturmuştur.

Yazan : Murat ŞEN
Bu yazı dergimizin 26. sayisinda (NYSAN 2004) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 8217 kez okunmustur.

  YABANCI HUKUKA GÖRE EVLAT EDİNMENİN SONUÇLARINA İLİŞKİN KANUN (AdWirkG)

1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu evlat edinme kurumunu çağdaş gelişmelere uygun olarak yeniden düzenlemiş, çocuk sahibi olamayanların çocuk sevgilerini tatmin etme anlayışından çocuğun korunması ve mutluluğunun sağlanması ön planda tutulmuştur. Bu amaca yönelik olarak, çocuk sahibi olanların da evlat edinebilmelerine imkan tanınmış, evlat edinme yaşı düşürülmüş, evlatlık ilişkisinin mahkeme kararı ile kurulması ilkesi benimsenmiştir. Diğer taraftan evlatlık ilişkisinin ortadan kaldırılması güçleştirilmiş ve evlatlığın, iskat sebepleri dışında evlat edinenin mirasçılığından uzaklaştırılamaması sağlanmıştır.
Bu gelişmelerle birlikte önceki Medeni Kanun (743 sayılı Türk Kanun-u Medenisi) tarafından da benimsenen kısmi evlat edinme (=Teiladoption) rejimi yeni Kanuna taşınmıştır. Bu ilkenin taşınması kanımızca yararlı olmakla birlikte, özellikle tam evlat edinme (=Volladoption) rejimini benimseyen ülkelerde Türk mahkemelerince Türk hukukuna göre verilen evlat edinme kararları ile yabancı mahkemelerden verilmekle birlikte Türk hukukunun uygulandığı hallerde, bu kararların tanınması ve yerine getirilmesinde güçlükler çıkabilmektedir.
Tam evlat edinme rejiminde evlat edinilen kişinin önceki ana-babası ile her türlü ilişkisi kesilmekte, önceki ana-baba çocuğuna bakmakla yükümlü olmadığı gibi, çocuk önceki ana-babasının mirasçısı da olamamaktadır. Türk hukukunda ise evlat edinilen kişinin, önceki ailesinden mirasçılığı devam eder, kanunda öngörülen diğer ailevi yükümlülükler de devam eder.

Yazan : Mustafa Fadıl YILDIRIM
Bu yazı dergimizin 26. sayisinda (NYSAN 2004) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 2068 kez okunmustur.

  Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Uygulama Şeklini Gösterir Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı Hakkında Değerlendirme

Biyoteknolojik buluşların patentlenmesine olanak sağlayan bu düzenleme ülkemizde yeterince tartışılmamıştır. Biyoteknolojik buluşların patentlenmesi imkanının yasal bir zemin oluşturulmadan, Yönetmelik değişikliği ile gerçekleştirilmesi isabetli olmamıştır. Konu üzerindeki tartışmalar, Avrupa ülkelerinde de halen devam etmektedir. Bu tartışmalar ülkemiz açısından da (I)hukuki açıdan, (II)ülke patent politikası ve (III)uluslar arası rekabet başlıkları altında özetlenebilir. Aşağıdaki düşüncelerim bu açıdan düzenlemeye genel bir eleştirel bakışı ortaya koymaktadır.

Yazan : Tekin MEMİŞ
Bu yazı dergimizin 26. sayisinda (NYSAN 2004) yayinlanmis olup.
Simdiye kadar 873 kez okunmustur.


Bulunan Sayfa(lar) : 1/ 2/ 3/ 4/ 5/ 6/ 7/ 8/ 9/ 10/ 11/ 12/ 13/ 14/ 15/ 16/ 17/ 18/ 19/ 20/ 21/ 22/ 23/ 24/ 25/ 26/ 27/ 28/ 29/ 30/ 31/ 32/ 33/ 34/ 35/ 36/ 37/ 38/ 39/ 40/ 41/ 42/ 43/ 44/ 45/ 46/ 47/ 48/ 49/ 50/ 51/ 52/ 53/ 54/ 55/
Site Menu

 




Bu site INTERNETsahibi Int. Hiz. Tarafindan Host Edilmektedir.
Ttec Plus Cep Telefonu Aksesuarı